Doğum Öncesi Bebek için Alışveriş Listesi

Eveeet hastane çantası olsun, bebek ihtiyaçları olsun hepsine liste yapmayı pek severiz. İyi ki de severiz yoksa minik minik o kadar çok detay var ki bebeğimiz için düşünmemiz gereken, içinden çıkamazmışız. Kullanıp memnun kaldığım ürünlerin linklerini de ekledim, üzerlerine tıklayarak nerede bulabileceğinizi görebilirsiniz.

O zaman buyrun listemize, hepinize kolay “tik” ler 🙂

Banyo
BAKIM
ODA
ARABA VE YOLCULUK
BESLENME
BEBEK KIYAFETİ
ANNE
Advertisements

Doğum İzni & Süt İzni Nasıl Hesaplanır?

Doğum izni

Çift çizgi sevincinden sonra şimdi hamileliğimi müdürüme nasıl söyleyeceğim stresi sardı beni. 12. Haftaya kadar ailelerimiz de dahil kimseye söylememeye karar verdik, çünkü doktorumuz ilk 12. Hafta çok kritik dedi. 12. Hafta kontrolünden sonra da tek tek herkesi arayarak haberi verdik. Sonraki ilk iş günü de müdürümle toplantıma başlamadan bir konu var konuşmak istediğim diyerek söze başladım onun da ilk söylediği şey hamile misin oldu 🙂 16 kişilik ekipten (15kız, 1 erkek) 4 kişi son 1 yılda hamileydi , o yüzden hamilelik haberini tahmin etmesi zor olmadı bizim müdürün 🙂 Sonrasında da doğum izni süreçlerini araştırmaya başladım ve tüm gereken bilgileri başlıklar altında aşağıda toparladım.

Doğum İzni ne Kadar, Doğum iznine Ne Zaman Ayrılabilirim?

Gel zaman git zaman 32. Hafta geldi çattı. Yasal olarak 32. Haftadan sonra isterseniz doğum iznine ayrılabilirsiniz. Yok ben daha 5 hafta daha çalışayım, doğum sonrasında daha çok izne ihtiyacım olacak derseniz (ki mantıklı) e bir de sağlık sorunlarınız yoksa 37. Haftaya kadar çalışmak herkes tarafından tercih ediliyor. Doğum izni toplamda 16 hafta sürüyor. Bu sürede SGK’dan alınacak raporları aşağıda listeliyorum. Mutlaka şirketinizin İnsan Kaynakları Yetkilisiyle de koordineli olarak yürütün bu süreci. Malum ülkemizde her şey 1 günde değişebildiği gibi bu süreçler de değişebilir ve en doğru bilgiyi onlardan almakta fayda var.

Doğum Öncesi Raporlar
  • 32. Haftada eğer SGK anlaşmalı hastaneye gidiyorsanız dokturunuzun size “Çalışabilir Raporu” vermesi gerekiyor.. Hastane zaten SGK sistemine girişi yapıyor. Eğer özel muayenehaneye gidiyorsanız, mutlaka SGK anlaşmalı bir hastaneye raporunuzla girip onlardan SGK sistemine raporu girmelerini isteyin. Bu raporun bir kopyasını şirketinizin İnsan Kaynakları Departmanı’na veriyorsunuz.
  • 5 hafta sonra artık 37. Hafta “İş göremezlik” (evet kulağa çok çirkin geliyor) raporu almanız lazım. Yine aynı şekilde rapor SGK sistemine hastane tarafından girildikten sonra bir kopyasını İK departmanına vermeniz lazım. Bu arada bunlar kritik, yoksa doğum ücretiniz doğru hesaplanmaz ve SGK’dan hak ettiğiniz parayı alamazsınız.
  • Beklenen gün geldi ve doğum gerçekleşti, şimdi de hastaneden “doğum” raporu almanız lazım. Neyse ki bunu otomatik olarak yapıyor sistem, siz lohusa halinizle bir de bu işlerle uğraşmıyorsunuz.
  • Doğum izni  bitimine doğru E-devlet’ten doğum ücretinizin yatıp yatmadığını kontrol edebilirsiniz. Yattıktan sonra en yakın PTT’ye gidip ücretinizi nakit ya da EFT yoluyla alabilirsiniz.
Süt İzni

Bebeğiniz 1 yaşına gelene kadar her gün 1.5 saat süt izni kullanma hakkınız var. Sağ olsun bizim şirket bunu toplu olarak kullandırdığı için doğum iznine eklettik. Ama eğer siz yıl içerisinde kullanmak isterseniz, her gün 1.5 saat erken çıkabilir ya da haftanın 1 günü toplu olarak kullanabilirsiniz. bu da işverenininizin insiyatifine bağlı.

Ücretsiz İzin

Doğum izniniz bittikten sonra da 6 aya kadar ücretsiz izin alabilirsiniz.

Babalık İzni

Son düzenlemeyle 5 iş günü (ki çok ama çok az) babalık izni alabiliyorsunuz. Maalesef bizim ülkemiz bu konuda gidecek çok yolu var, bir çok Avrupa ülkesinde 3-6 ay arası babalık izni veriliyor.

Hamilelik Süreciyle İlgili 5 Önemli Noktaya değindiğim diğer yazımı buradan okuyabilirsiniz.

Çocuklu Tatile Giderken Yanımıza Alacağımız 8 Ürün

Malum bu sene bayramlar yaz’a denk geliyor, hem bayram tatillerini hem de yıllık izinlerini değerlendirmek isteyen anne-babalar için tatil öncesi akıllarda aynı soru. Acaba yanımıza ne almalıyız? Sizin için bütün bunları listeledik 😊

1-İlaç Çantası

Benim için en önemlisi olduğu için ilk sıraya yazdım. Her türlü aksiliğe karşı mutlaka küçük bir ilaç çantası hazırlıyorum. Çünkü genelde resmi tatillerde eczaneler de malesef kapalı oluyor ve nöbetçi eczane bulmak o kadar da kolay olmuyor. İlaç çantasında neler bulunduruyorum?  

  • Ateş düşürücü
  • Ateş ölçer
  • Serum fizyolojik
  • Düşme ve morarmalara karşı krem
  • Kaşıntı için jel (ah o sivrisinekler)
  • Diş kaşıntısı için jel

2- Kolluk veya Simit

Bebeğinizin yaşına göre kolluk ya da simit tercihinizi yapabilirsiniz.

İlk aylar için : Swimama simit ve gölgelikli botlar tercih edebilirsiniz.

Daha ilerisinde ise Minibaby kolluklar çok kullanışlı

Minibaby kolluk
Swimava simit

3- Güneş Kremi

Biz trukids kullanıyoruz. Temiz içeriği sebebiyle içimiz rahat bir şekilde kullanıyoruz. Gerçi doktorumuz cok fazla krem kullanmamamızı önerdi. Krem kullanmak yerine gölgede durun dedi ama ne mümkün 😊

4- Yemek Malzemeleri

Özellikle otel tatillerinde mutlaka kendi çatal, suluk ve mama tabağını yanınıza alın. Genelde her zaman alışkın oldukları ürünleri kullanmayı seviyorlar.

5- Mayo Bez

Biz Huggies Little Swimmers aldık, çok memnun kaldık tavsiye ederiz.

6- Müslin Bez

Hayat kurtarıcı müslin bezler plajda da yerlerini aldılar. Özellikle deniz ve havuz sonrası kurulanma amaçlı kullanacağınız bu bezlerden fazla fazla bulundurabilirsiniz yanınızda. Deux Lapins marka müslinler candır 🙂

7- Oyuncaklar

Özellikle kumda oynanan oyuncakları yanınızda bulundurun. Kürek ve diğer kum oyuncakları plajda çok oyalıyor bizden söylemesi 😊

8- Şampuan ve Pişik Kremleri

Özellikle seyahat boy şampuanları yanınızda bulundurabilirsiniz, malum bebekle tatil demek kocaman bavullarla seyahat etmek demek o sebeple ne kadar yer tasarrufu sağlarsak o kadar iyi. Yazın genelde pişikler daha çok olduğu için de pişik kremini mutlaka yanınızda bulundurun 😊 Biz Trendyol’dan bu satıcıdan çok uyguna alıyoruz.

Herkese iyi tatiller ve bol bol sabırlar 😊 Çocuklu tatilin kolay olduğunu kimse söylemedi bugüne kadar 😊

Seyahat kolaylaştırıcı diğer ürün önerilerimize de buradan ulaşabilirsiniz.

Yulaflı Bebek Poğaçası (1 yaş üzeri)

Şekli pek poğaçaya benzemese de eşime yediğinin içinde un yok deyince inandıramadım 🙂 Benim oğlum maalesef sabah kahvaltısı konusuna gelince çok iştahsız. Ne peynir, ne yumurta ne de zeytin yedirebiliyorum. Ama bu tarifin içerisinde bir çoğu zaten olduğu için içim biraz daha rahat 🙂 Bu arada ben de artık ekmek yemek yerine sabahları bunu yiyorum ve inanılmaz tok tutuyor. Bu arada hazırlaması 5 dakika, pişmesi 20 dakika. Ve aşağıdaki ölçülerle yaptığımda 1 haftada ancak tüketebiliyoruz.

Gelelim tarife:

Malzemeler

1.5 su bardağı Yulaf Ezmesi (ben Migros’tan “Sade Organik” marka olanını kullanıyorum.

Yarım su bardağı zeytinyağı

Yarım su bardağı yoğurt

4-5 adet siyah ya da yeşil zeytin

1 yumurta

1 çay kaşığı kabartma tozu

1 tatlı kaşığı keten kotumu

1 tatlı kaşığı çörek otu

2-3 çorba kaşığı parmesan rendesi ya da başka bir peynir

Yapılışı:

Yulaf ezmesini rondoda iyice un haline getiriyoruz. Sonra içine kabartma tozunu, zeytin, peynir rendesini keten tohumunu ve çörek otunu ekliyoruz. Kuru malzemeler karıştıktan sonra. Ayrı bir yerde yumurta, zeytinyağı ve yoğurt’u bir çatal yardımıyla elimizle çırpıyoruz. Sonrasında kuru ve sıvı malzemeleri karıştırıp ister poğaça şeklinde yuvarlayabilirsiniz isterseniz de benim yaptığım gibi yayarak tepsiye dizebilirsiniz. İnce şekilde tepsiye dizerseniz daha bir çıtır oluyor. Poğaça gibi yuvarlarsanız da daha yumuş yumuş bir dokusu oluyor. Şekil verdikten sonra 170 derecede 20 dakikada hazır.

Afiyet olsun 🙂

Ek Gıda ile ilgili diğer tariflere buradan ulaşabilirsiniz.

Kıbrıs Gezilecek Yerler II- Girne ve Lefkoşa



Gezimize devam ederken dinlenmek üzere otelimize gidiyoruz. Biz Girne’de Olive Tree otel’de kalıyoruz.

Gayet ortalama bir otel ama Kıbrıs’ta genelde otel fiyatları çok yüksek olduğundan fiyat performans açısından değerlendirilebilir.

Akşama doğru gün batımı için Girne’deki Eziç Peanuts’a gidiyoruz. Deniz’in neredeyse içinde harika manzarası olan bir yer. Ben bayılıyorum. Kocaman bir mekan, rezervasyona gerek yok ve otoparkı var. Denize yakın tarafta oturmak biraz zor, zira İngiliz turistlerden fırsat kalmıyor. Ama yukarılarda da otursanız denizi çok geniş bir açıda görüyorsunuz. Mekan enteresan, oturur oturmaz önünüze yer fıstığı geliyor. Masanın ortasında ufak delikler var, yediklerinizin çöpünü oraya atıyorsunuz. Yemek seçeneği çok fazla, fiyatlar Kıbrıs ortalamasına bakınca gayet uygun. Bu arada porsiyonlar da aşırı ama aşırı fazla. Oraya gitmişken mutlaka özel soslu Kıbrıs patatesini deneyin, biz bayıldık 😊 2 bira, 1 Kıbrıs patatesi, 1 dynamite karides ve 1 hellimli salataya 130 TL ödüyoruz.

Eziç Peanuts

Ertesi gün rotamuz Girne ve Lefkoşa ile devam ediyoruz. Önce Girne’ye gidiyoruz. Bu arada Kıbrıs’ta içki neredeyse duty free’den bile ucuz. Ertan market’e uğrayarak içki ve bilimum çikolata, sigara ürünleri alabilirsiniz çok uygun fiyata.

Girne çarşısının içinde gezdikten sonra Girne Kalesi’ne doğru yürüyoruz. Giriş 7 TL, kaleler çok iyi korunmuş durumda. Harika bir manzara eşliğinde tarihe yolculuk yapıyoruz. Girne Kalesi’nden çıktıktan sonra St. Hillarion’a doğru gidiyoruz. Burası çok enteresan. Dağın başında bir kale. Buraya giderken yanınıza fazladan tshirt ve rahat ayakkabı alın. Biz ortalama 8000 adım attık. Oldukça dik ve uzun merdivenlerden çıkacaksınız, buna hazırlıklı olun. Çıkarken bol bol arkanıza bakın çünkü tüm Kıbrıs ayaklarınızın altında.

St. Hillarion’u gezdikten sonra utanç yuvası Mavi Köşk’e doğru gidiyoruz. Burası da beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu. İtalyan asıllı Rum Pavlides tarafından yaptırılmış 13 odalı bir köşk, her odası farklı renkte boyanmış, en alt katında bir tavernası bile var. 1957’de inşa edilmiş, ona rağmen evde duvardan ısıtmalı/soğutmalı klima,tavernanın içinde kuzu çevirme yapmak için yapılmış bir mekanik yapı, havuz ve o dönem için lüks olarak düşünebilecek herşey mevcut. Mavi köşk askeriyenin içinde, gezerken de askerler eşliğinde tur yapıyorsunuz. İçeride fotoğraf çekmek yasak. Dönemde Türkler o kadar zorluk yaşarken, hain Pavlides bu köşkü silah kaçakçılığı yapmak için kullanmış ve büyük bir lüks içerisinde yaşamıştır. Ne diyelim inşallah cehennem vardır da bir köşede sen bu yaptıklarının bedelini ödüyorsundur Pavlides.

Mavi Köşk sonrasında Lefkoşa’ya gidiyoruz. Lefkoşa benim en beğendiğim yerlerden biri oluyor. O kadar bakımsız olmasa bir Avrupa şehrinden farksız olmayacak. Resmen tarih kokuyor sokaklar. Evlerin birçoğu eski haliyle duruyor, bir kısmı da  Roman’lar tarafından kullanıyor ve harabe duruyor. Hemen Lefkoşa çarşısının sonuna doğru sınır var. Yunanlar ve Kıbrıs Türkleri sınırı yürüyerek geçiyorlar, çok garip geldi ilk bakışta 😊

Lefkoşa’da Büyük han’ı geziyoruz hemen. 1572 yılında Osmanlılar tarafından yaptırılmış. Bursa’daki Kozahan’a çok benziyor. Orayı gezdikten sonra Selimiye Camii’sine doğru gidiyoruz. Kıbrıs’ın en büyük ibadethanesi olduğu söyleniyor.

Büyük Han, Lefkoşa

Lefkoşa’yı gezdikten sonra akşam Gönyeli’de bulunan Bizim Meyhane’ye gidiyoruz. Çok enteresan bir yer. Rezervasyonsuz gitme şansınız yok, zaten sadece 15-20 masa var. Fix menü, oturu oturmaz hemen masanıza mezeler geliyor. Gece boyunca meze, ve et yemeğe doyamıyorsunuz. Biz bir noktada artık bize et getirmeyin dedik çünkü sonu yok. Sahibi Emir Ali abi çok tatlı, elinde kocaman bir bardak viskisiyle herkesle tek tek ilgileniyor. Benim kuzu eti yemediğimi 10. Saniyede uzaktan anlıyor ve masamıza gelip size başka bir et hazırlatayım diyor. Sahi kaldı mı böyle esnaflık? Kişi başı içki dahil 125 TL ödeyip kalkıyoruz, şaka gibi.

Ve Kıbrıs gezimizi harika bir yemekle bitiriyoruz. Ah yavru vatan, seni gezerken içimde he bir hüzün vardı. Bu topraklar hiç kolay kazanılmadı değerini bilmemiz lazım…

Diğer seyahat yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.



Kıbrıs Gezilecek Yerler I – Gazimagusa, Kapalı Maraş, Karpaz

KIBRIS GEZİLECEK YERLER

Uzun zamandır Kıbrıs’a gitmek aklımızda vardı. Ama eşim sık sık iş sebebiyle Kıbrıs’a gittiği için eşime göre için Kıbrıs çok çekici bir destinasyon değildi. Ben ilk kez gideceğimden ve sadece 2 gün vaktimiz olduğu için çok yoğun bir plan yapmaya karar verdik. Bu arada Kıbrıs’a Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kimlik kartlarıyla giriş yapabiliyorlar. Aman ha pasaportunuzla girmeyin, yoksa bir daha Yunanistan’a giremezsiniz. Çünkü sevgili komşularımız Kuzey Kıbrıs’ı tanımayıp, Türkiye’yi işgalci bir devlet olarak görüyorlar.

Bu arada belki TEB kredi kartı kullananlarınız vardır. TEB Yıldız Priority kart’ta harcama sözü verdiğinizde hiç bir ücret ödemeden uçak bileti alabiliyorsunuz. Biz biletlerimizi o şekilde aldık. Siz de kampanya detaylarına ulaşmak isterseniz buradan inceleyebilirsiniz.

Biz Kıbrıs’a Mayıs ortası gitmemize rağmen hava Kıbrıs ortalamasına göre hafif serindi. Sabah erken uçakla gittiğimiz için önümüzde koskoca iki günümüz vardı. Kıbrıs’a inince hemen havaalanından Sun oto kiralamadan Opel Corsa kiraladık, iki gün için 350 TL ödedik. Kıbrıs her ne kadar küçük bir ada gibi görünse de aslında tüm adayı dolaşmak sandığımızdan uzun sürdü. Şuraya hemen bir Kıbrıs haritası bırakalım:

Kıbrıs Haritası

Bu arada Kıbrıs’ı gezerken öncesinde biraz Kıbrıs tarihini, yaşananları bilerek gezmekte fayda var. Maalesef Kıbrıs sadece kumar oynanan ya da şirket toplantılarının yapıldığı bir yer olarak tanınıyor Türkiye’de. Halbuki doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla da çok büyük bir zenginliğe sahip Kıbrıs.

İzlemek isterseniz 5 bölümlük Mehmet Ali Birand’ın yapmış olduğu aşağıda da eklediğim harika bir hap Kıbrıs Belgeseli var, hepimiz izlemeli çocuklarımıza da izletmeliyiz.

Biz ilk gün Dipkarpaz, Gazimagusa ve Maraş bölgelerini gezdik. Hızlıca bir kahvaltı yapalım dedik ve Magusa’daki Kıbrıs’ın meşhur pastanesi Petek pastanesi’ne kahvaltı için gittik. Ortaya karışık kahvaltı ve hellim tabağı söyledik. Hellim özellikle çok başarılıydı. Daha sonra Kıbrıs’ta başka yerlerde de hellim denedik ama Petek’teki gibisini bulamadık. Bu arada harika bir kale manzarası ve egzotik bir dekorasyonu var Petek pastanesinin. İki kişi toplamda 80 TL ödedik. Bu arada dip not Kıbrıs’ta dışarıda yemek pek ucuz değil. Bu arada Kibris’ta park problemi yok, hiç bir sıkıntı yaşamadık.

Kahvaltı sonrası hemen yürüme mesafesinde olan bir sürü tarihi yer var.

St Nicolas Katedrali /Lala Mustafa Paşa Camii: Muazzam bir yapı, ben ilk görünce Barselona’daki La Sagrada Familia’ya çok benzettim. Önceleri kilise olarak şimdi ise cami olarak kullanılıyor.

Othello Kalesi :Şehrin çevresini kaplayan surların içinde bulunuyor. 14. Yüzyılda Lüzinyanlar tarafından düşmanlardan korunmak için yapılıyor.

Namık Kemal Zindanı: Lala Mustafa Paşa camiisinin hemen karşısında bulunuyor. Namık Kemal’in 36 ay sürgünde kaldığı yer.

Bütün bu yerler hep yürüme mesafesinde ve ücretsiz gezilebiliyor. Buraları bitirdikten sonra arabaya atlayıp Kapalı Maraş’a doğru yürüyoruz. Tarihe ufak bir yolculuk; burası Kıbrıs’taki hayalet şehir, şu an belirli bir yere kadar siviller girebiliyor. Onun dışında askeri bölge ve girmeniz yasak. Sanırım hayatımda kendimi en garip hissettiğim yer. Önünüze baktığınızda sanki Maldivler’deymişsiniz gibi ama arkanıza döndüğünüzde sanki zaman 40 yıl öncesinde durmuş gibi. Gerçekten de öyle. Zamanında İngiliz’lerin hatta birçok ünlünün burada yazlığı olduğu söyleniyor. Hatta burasının kumsalı için Mısır’dan altın rengi kum getirildiği rivayetler arasında var. Hava serin olduğu için denize giremiyoruz ama aklımız o güzelim denizde kalıyor.

Kapalı Maraş kumsalını gezdikten sonra Gazimagusa-Karpaz yoluna doğru gidiyoruz. Buralar Kıbrıs’ın en güzel denize girilecek yerleri. Gazimagusa’da Glapsides plajı harika, biz yine giremedik ama bir durup denize bakmadan geçemedik. Yine buraya yakın Golden Bay var orası da çok güzel görünüyor. İncecik kum adeta Maldivler.

Kapalı Maraş, plaj

Bu arada Girne’ye gidiş yolunda son zamanlar oldukça popüler olmuş Kemeraltı Aş Evi’ne uğruyoruz. Eşim daha önce bir kaç kez buraya uğramış eskiden daha güzel olduğunu söylüyor. Bu arada bazı günler kuzu tandır çıkıyormuş ve çok güzelmiş. (sanırım Cumartesi ve Pazar) Ben şansımı Piruhi’den (Polonya’lıların Pierogi’si aslında) deniyorum bence gayet ortalama ama denemiş oluyoruz en azından. Biz 2 Pierogi,1 yogurt ve 2 kolaya 120 TL ödüyoruz.

Gezimizin ikinci bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Kemeraltı Aş Evi

Karnabahar Popcorn 1 yaş+

Bu bir bebeklere (ve hatta büyüklere) karnabahar yedirme projesidir. Ben @semaninsagliklimutfagi’ndan aldım bu tarifi. Bayılarak yedi, yedik 🙂

Gelelim tarife

Malzemeler

Minik karnabahar çiçekleri

1 yumurta

3-4 çorba kaşığı galeta unu

1 çay kaşığı sarımsak tozu – eğer yoksa normal sarımsak da kullanabilirsiniz.

1 tutam tuz

1 tutam karabiber

Yapılışı

Karnabaharları minik çiçeklere ayırın ve buharda 2-3 dakika haşlayın. Aman dikkat haşlayın dediysek yumuşamayacak, şöyle hafifçe bir buhar görsün yeter. Bir tabakta yumurtayı çırpın. Başka bir tabakta da diğer tüm kuru malzemeleri karıştırın ve bir buzdolabı poşeti içine koyun. En son karnabahar parçalarını önce yumurtaya sonra kuru karışımın olduğu poşetin içine koyarak iyice harca bulayın. En son 170 derece fırında 20-25 dakika kadar pişirin.

Afiyet olsun.

Doktorunuza danışın 🙂