Skip to content

Organik Beslenme Yazı Dizisi – 4

Organik beslenme ile ilgili en önemli konu aslında aldığımız vitamin ya da lezzet değil.  Konvansiyonel yetiştiricilikte kullanılan ilaçlar; spefisik olarak da böcek ilaçları. Bildiğiniz gibi böcekler sebze ve meyveleri lezzetlerinden ve yüksek kalori içeriğinden dolayı çok seviyorlar.

Ürünleri ilaçlamadığımız takdirde çok yüksek bir oranda ürünü de yiyorlar, kendi tecrübeme göre meyvelerin neredeyse %50’si; sebzelerin ise %15-20 arasındaki miktarını sürekli böcekgillere kaptırıyorum. ( 0 ilaç, tam organik yetiştirme yapıyorum)

Bugünlerde bitki büyümesi için en çok kullanılan destek unsurları sentetik (yapay) böcek ilaçları, bu böcek ilaçlarının zararları da biliniyor. Aksine organik tarımda ise önleme genelde biyolojik ve doğal metodları ile yapılıyor. Bunların arasında;

  • Bitkiyi sararak ya da file ile koruma,
  • Ekim bitkisini değiştirme,
  • Karmaşık ekim,
  • Dirençli türlerin ekimi,
  • Biyolojik böcek önleyiciler ve düşmanları,
  • Hijyen pratiklerini vardır.

Bugün tüm verileri en iyi dökümente eden AB’nin bazı bilgilerini paylaşmak istiyorum. İlaçlar sebze ve meyvelerde kaldıkları miktarlara göre sağlıklı ya da sağlıksız raporu alırlar. Her ilaç bir miktar kalmaktadır ama sağlığı kötü etkilemeyen miktarları da vardır.

Bugün AB’de 385 farklı böcek ilacı mevcuttur, bunların sadece 26 tanesi organik tarımda kullanılabilir ve doğaldır.

Avrupa’da yapılan çalışmalar göstermiştir ki, konvansiyonel tarım ile üretilen ürünlerin %15’inde maximum kalıntı seviyesinin üstünde ilaç bulunmaktadır. Bu oran organik ürünlerde %0’dır. Fakat, olması gereken ilaç miktarının üzerine çıkan organik tarımdaki ilaç kalıntısı oranı %0,9’dur. ABD’de yapılan kan testlerin sıklıkla ilaç kalıntılarına bakılmaktadır, konvansiyonel tarım ile beslenenlerde organik tarıma göre 70 kat daha fazla ilaç kalıntısına rastlanılmaktadır.

Bilimsel çalışmalar sebze ve meyve tüketiminin de bazı ilaç kalıntılarını atmakta fayfası olduğunu göstermiştir.

Konvansiyonel tarım ürünü tüketimi ile risk artışı gösterdiği kanıtlanan hastalıklar aşağıdaki gibidir;

  • Parkinson’s disease,
  • Tip 2 diyabet,
  • Non-hodgkin lenfoma,
  • Bebeklik lösemisi (özellikle hamilelikteki beslenme ile)

Özellikle erken çocukluk döneminde nörotoksinler ve endokrin bozucuların en etkili olduğu ve kalıcu hasara yol açtığı dönemlerdir. Nörotoksinlere hamileliğin ilk aşamasında çok kısa bir süre dahi temas edilirse, bebeğin üzerinde kalıcı bir nörolojik hasar oluşabilir. Bebeğin beyin gelişimi ve seksüel gelişmi zarar görür. (Danimarka’da seralarda çalışanların çocukları üzerinde yapılan çalışmalar)

Özetlemek gerekirse, insanlar için en büyük tehlike hamilelik dönemi ve erken çocuklukta yenilen gıdalar sebebi ile oluyor. Öte yandan, daha iyi böcek öldürsün diye fazla kullanılan ilaçların üzerimizde henüz bilmediğimiz etkileri olabilir.

Son olarak türkiye’den bir örnek ile konuyu bitirelim; türkiye’de en meşhur yeşil sebze üreticisi Antalya’dan Erüst tarımdır. Sebzeleri suda ve taze yetiştirir. Başta migros ve carrefour olmak üzere, bir çok yerde satılmaktadır.

En altta linkini vereceğim haberde bakın neler yazmaktadır.

“Kilogramda 2 bin 500 mg olması gereken nitrat oranı 5 bin 400 mg olarak tespit edilen ıspanaklara el konuldu. Kanserojen etkisi olduğu bildirilen yüksek orandaki nitratlı ıspanağı markete satan şirket sahipleri hakkında, halk sağlığını tehlikeye düşürmek suçundan beş yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.”

“Mahkemede tanık olarak dinlenen Erüst Tarım’ın Ziraat Mühendisi Uğur Adalı “Nitrat kalıntısı yıkanmakla geçmez. Nitrat uzun süreli olursa sağlığa zarar verir. İnsan sağlığı açısından zararlarını tam olarak bilemiyorum” diye konuştu. Nitratın, fazla oranda alınması halinde çocuklarda morarmaya ve kısa nefes almaya neden olan  ‘mavi bebek’ sendromu ile her yaştaki insanda kansere yol açtığı iddia ediliyor.”

Sözün özü şudur ki, Türkiye’de en büyük ve iyi üreticiler dahi işini berbat yapıyor. Köylüsü de şirketi de bunları bilinçsiz kullanıyor ve sağlığımız ile oynuyor.

 

 

minikyolculuk View All

Aslen Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mezunu ama bir şekilde kendini kurumsal hayatta bulmuş beyaz yaka bir anne, makine mühendisi ama ilaç sektöründe çalışan bir baba ile minik Demir'lerinin keyifli yolculukları.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: