Bebeklerle Oyun Oynamanın Önemi

Doğumdu, gazdı, ek gıdaydı, yürümeydi derken  çocuğunuzun bilişsel, psikolojik, fiziksel ve duygusal gelişimi açısından en önemli dönemlerden birine gelmiş bulunuyorsunuz, “oyun”! Peki oyun neden bu kadar önemli?

  • Ebeveynlerin çocuklarıyla tamamen ilgilenmeleri ve ilişki geliştirmeleri açısından çok iyi bir fırsat.
  • Oyun oynamak sağlıklı bir beyin gelişimine sebep olur.
  • Oyun çocukların yönetebileceği bir dünya yaratıp onların farklı şeyleri keşfetmesini ve zorluklarla mücadele etmesini sağlar.
  • Kelime hazinelerinin gelişmesine katkıda bulunur.
  • Oyun oynarken başardığını hisseden çocuğun özgüveni artar.
Peki ebeveyn olarak oyun oynarken nelere dikkat etmeniz gerekir?
1.Keşif oyunları için ortam yaratın.

Literatürde de “keşif oyunları” olarak geçen bebeklerin ve çocukların kendi kendilerine oyun kurarak tek başlarına oynadıkları oyunlara ebeveyn olarak bizlerin ortam hazırlaması gerekiyor. Ben Demir’i mutlaka gün içerisinde belirli bir süre oyuncaklarıyla (illa bildiğimiz oyuncak olmak zorunda değil) baş başa bırakıyorum. Hatta son zamanlarda tek başına oynarken diş fırçası kutusu en sevdiği oyuncağı oldu. Hiç  kullanmadığımız o diş fırçası kutusu Demir’i o kadar oyalayıp yeni yetkinlikler kazandırdı ki inanamadık. Bu oyunu icat eden oğlumun en sevdiği arkadaşı Uran dedesi’ne çok şey borçluyuz.

Bakın o bizim bir kenara atıp yüzüne bakmadığımız bu diş fırçası kutusuyla   neler yaptık;

  • Öncelikle ortasından açarak  içine üfledik, böylelikle hem bir şeyleri taklit etme becerisini geliştirdi hem de  farklı sesler çıkarabileceğini öğrendi.
  • Yine kutuyu ortasından açarak düz zeminde dengede tutma oyunu oynadık ki bu oyun bizi çok şaşırttı. Çünkü kutunun bir tarafını önce halının üzerinde tek eliyle dengede tutmaya çalıştı. Ancak bunu yaparken çok ilginçtir ki kutunun hemen düşeceğini önceden tahmin etti ki yaptığı manevralar ve kutuyu yere bırakırken ki kontrolüne inanamadık.
  • Bu tür oyunlarda “pekiştireç” (Pavlov’un deneyini hatırlıyor muyuz? 🙂 ) çok önemli. Örneğin Demir burada kutuyu her dengede tuttuğunda evdeki herkes onu alkışladı ve bu da onun çok hoşuna gitti. Hatta sonra ben de aynı şekilde oyunu kendim oynadığımda kutuyu dengede tuttuğumda Demir de beni alkışladı. Bakın işte çocukların ailenin aynası olduğunun ve empati yeteneğinin nasıl geliştiğinin çok basit bir kanıtı.
  • Bir sonraki aşamada da başardığını fark eden Demir, denge denemesini düz ve görece daha zorlu bir zemin olan parke üzerinde denedi ve yine başardı.

Kıssadan hisse: Çocuğunuza hangi oyuncak aldığınız önemli değil çünkü oyuncak bir amaç değil sadece bir araç. Yani tonlarca para verip oyuncağı çocuğunuzun önüne bırakıp onunla oynamasını beklemek maalesef çok işe yaramıyor. Yüzüne bakmadığımız Colgate diş fırçası kutusundan boyu kadar dersler çıkardık .

2.Tüm oyuncakları aynı anda bebeğinize vermeyin.

Bu da bizim yaptığımız hatalardan biriydi. Demir’in oyun alanının içine tüm oyuncakları bıraktık ve sürekli hepsiyle tek tek oynamaya çalıştık. Bu şekilde Demir, hem gereksiz yere fazlaca uyaran almış oldu hem de oyuncaklarının bir kısmından sıkıldı ve yüzüne bakmadı. Bunu fark ettikten sonra bazı oyuncakları rafa kaldırdık, gerçek anlamda 🙂 Ve bir süre sonra o göstermediğimiz oyuncakları ortaya çıkarınca Demir sanki oyuncakları ilk kez görmüşcesine heyecanlandı ve hemen oynamak istedi.

3.Çok oyuncak almayın!

Less toys, more creativity derler yani ne kadar çok oyuncak o kadar az yaratıcılık! Hiç oyuncak almayın demiyorum ama sürekli oyuncak almak hem çocuğunuza gereksiz bir tüketim alışkanlığı kazandıracak hem de yine yüksek miktarda uyaran aldığı için kafası karışacak ve bir süre sonra da sıkılmaya başlayacak. E tabi bir de gereksiz yere aile bütçenizi yoracak. Yukarıda diş fırçası kutusu örneğinde olduğu gibi hangi oyuncakla oynadığınızdan öte sizin nasıl oyun oynadığınız çok daha önemli.

4.Başardığında alkışlayın.

Karşınızdaki bir bebek bile olsa onun da ödüllendirilmeyi seven bir birey olduğunu unutmayın. Başardığı en ufak bir olayda alkışlayarak “aferin” demek kendisine olan özgüvenini arttıracak ve istenen davranışı pekiştirecek.

Bir sonraki yazımda bebeklerle ay ay hangi aktiviteler oynanabilir onu yazacağım.

Bebek sağlığı üzerine yazdığımız diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Advertisements

Bebeklerde Soğuk Algınlığı

Soğuk Algınlığı

Yine geldi en sevmediğim aylar… Eskiden sevmemek için okulların açılması, havaların soğuması, sınav stresi gibi nedenlerim varken şimdi oğlumun hasta olması ve soğuk algınlığı gibi bir neden de ekledim sonbahar ve kış mevsimi listeme.

Geçen kış’ı hiç hasta olmadan atlattık, ama bu hafta itibarıyla hastalık hanemiz artık dolu. Hain soğuk algınlığı önce seyahatlerden yorgun düşmüş babamıza göz koymuş. Önce onu bir iki gün esir etti kendine. Sonra da sırasıyla anne ve tatlı bebeklerini. Allah’tan ateş bu seferlik bizi teğet geçti, şimdilik en büyük sorunumuz soğuk algınlığı kaynaklı burun akıntısı. Geceleri daha da artıyor ki hiç sormayın. Ben hala emzirdiğim için doğru dürüst ilaç alamıyorum, Demir’e de son çare olarak ilaç vermek istedim. Bize bu süreçte iyi gelen bir kaç öneriyi sizle de paylaşmak istiyorum.

Soğuk Algınlığına Ne İyi Gelir?
1.Açık pencere

Bu da neymiş demeyin. Bizim doktorumuz Demir doğduğundan beri özellikle hasta olduğunda pencereleri açık olarak yatın, Demir’i de sıkı giydirin demişti. Bu zamana kadar ciddi bir hastalık geçirmediği için hiç uygulamamıştık. Ta ki bu haftaya kadar. Gece yatarken Demir’i çok sıkı giydirdik, pencereyi araladık (tamamen açma konusunda hala cesaretim yok, çünkü Türk anneliği 🙂 ) ve gördük ki pencere açık uyuduğumuzda çok daha kolay nefes alıyor. Hatta bir ara hava serin gibi geldi ve pencereyi kapadık. Dakikasında hem benim hem de Demir’in nefesi kesildi.

acikpencerejpg.jpg

2.Kuru Soğan

Soğan da ne alaka demeyin. Her derde deva soğan tabii ki soğuk algınlığına da iyi gelecekti. Gece yatarken Demir’in baş ucuna 1 kuru soğanı kesip koydum. Sabah kalktığımızda Urfa Ocak başı gibi koksa da oda kesinlikle nefes açma ve burun tıkanıklığını gidermede bir numara. Ben rüyamda sürekli lahmacun gördüm geçen hafta bu kokunun etkisiyle 🙂

kurusogan.jpg

3.Serum Fizyolojik

Serum fizyolojik de bu süreçte yanımızdan ayırmadığımız, hatta kendimin de kullandığı bir ürün oldu. Tek kullanımlık olarak Mustela gibi bir çok marka tarafından satılıyor. Bebeğinizin burnu tıkandığında 1-2 damla burnuna damlattığında hemen açıyor kapalı burnu. Elinizin altında her zaman bulundurun.

serumfizyolojik.png

4.Burun Aspiratörü

Serum fizyolojik kullandınız, ama minik yavrunuzun burnu hala dopdolu. O zaman bir koşu gidip Burun Aspiratörü alıyorsunuz. Bizde Otribebe’nin burun açıcısı var. Ufak bir hortum ucunda da tek kullanımlık filtreler var. Ağzınıza hortumun bir ucunu tutarak bebeğinizin minik burnunu boşaltıp rahatlatabiliyorsunuz. Siz de almak isterseniz eczanelerde, N11, hepsiburada, gittigidiyor ve Trendyol‘da bulabilirsiniz. Her ihtimale karşı her zaman elinizin altında bulundurmak faydalı olabilir.

burunaspiratoruotribebe.jpg

5.Yüksek Yerde Uyuma

Bu da hayat kurtaran bir öneriydi bizim için. Bir gece Demir’e ne yaptıysak burun akıntısını geçiremedik. En son yastığı yükselterek uyuttuk. Her ne kadar doktorlar 2 yaşına kadar yastık kullanımını önermeseler de. Tam yastıkta yatar gibi değil de bel üstünden itibaren yastığa iyice eğim verip  yükselterek yatırdık Demir’i, ama bu sırada yine de sürekli gözlemlemek de fayda var çünkü bebeğiniz 2 yaşından küçükse yastık hala bir risk.

Sonuç olarak mevsim geçişleri bir garip, evde bir kişi hasta olunca diğerlerinin de hasta olmaması biraz imkansız gibi. Ama yine de bebekler hiç ama hiç hasta olmasa keşke…

Bebek sağlığı ile ilgili diğer konulara buradan ulaşabilirsiniz.

Sonuçta her şeyin başı sağlık, herkese sağlıklı günler diliyoruz!

 

Önemli Not: Bu yazıda paylaşılan her şey kişisel görüşlerdir, her türlü öneri ve bilimsel bilgi için doktorunuza danışınız.

 

 

Doğumdan 1 Gün Önce

Günlerden Pazartesi…9 aydır her gidişimizde büyük bir heyecanla çıktığımız doktorun odasından bu sefer göz yaşlarıyla çıktım. Normalde çok sakin olan doktor karşımda dikilip “suyunuz azalmış biraz istemediğimiz bir durum” dedi. Su azalınca ne olur diye sorduğumuzda da bebeğin kordonu dolanabilir ve bebeği kaybedebilirsiniz dediğinde başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.

Continue reading “Doğumdan 1 Gün Önce”