Çocuk Zekası ve Zihinsel Gelişim – II

Bilişsel Gelişim ve zeka üzerine yazdığım İlk yazı da belirttiğim gibi ikinci yazımda bazı test ve deneyleri paylaşacağım, bunun da ötesinde kapsamlı bilgileri vermeye devam edeceğim.

Aslında yapılmış önemli deneylerden bir tanesi Romanyalı yetim çocuklar üzerinde yapılmış. (Chugani et.al 2001)

Yetişkinler, özellikle de ebeveynleri ile ilişkisi kesilmiş yetim çocuklarda; sağlıklı sosyal ilişki kuramamanın yanı sıra, bu ilişki ağlarını yapılandıran beynin orbifrontal kompleksinde neredeyse bir sanal kara delik oluşmuş. Sanal kara delikten kastım aslında nörolojik gelişimin eksik kalması ve gelişmemesi. Bu noktada ebeveynlerin şunu unutmaması lazım, 0-2 yaş bebeğindeki ilgi eksikliği ve bağlanma problemleri ileri de düzelebilecek durumlar değildir. Dünyaya getirdiğiniz bir canlının gelişimindeki sorumsuzluğunuz ve ileride topluma faydası değil zararı olacak bir birey yetiştirmenizdir.

Zamanlama iyi bir ebeveyn olmanın yarısıdır. Doğru zamanda ilgi, temizlik, beslenme ve uyku arar bebekler. Hepsi de gelişimsel atlama dönemlerine kadar bu kendi rutinlerini uygularlar ve severler.

Rutinini uygulayan bebek aslında bir savunma mekanizması geliştirmektedir. Dünya yavaş yavaş şekillenirken ne kadar güçsüz olduğunu, etrafındaki yaşam olmadan hayatta kalamayacağını bilmese de içgüdüsel olarak anlamaktadır. Korkması ve huzursuzluğu da bu yüzdendir.

Günlük rutini sürekli bozulan bebeklerde stres faktörleri gelişir bu da bebeği güvensiz yapar. Bebek kendini güvensiz hisseder. İlginç olmayan ama kanıtlanan bir faktör de, bebekliğinde güvenli ve düzenli bir yaşamın olması, büyüdüklerinde onları antisosyal olmaktan korur.

Güvensiz ve endişeli bebeklerin kendilerini böyle hissetmelerinin en büyük sebebi, etrafındaki bireylerin duygusal destek yoksunluğuna olan güvensizliktir. Bir gün sevgi var, bir gün yoksa yeni gelişen bu bebek beyni güvensiz olacaktır.
Bizim Kişisel Gözlemlerimiz;

0-12 ay bebeği olan ebevenyler bu konuyu çok iyi gözlemleyeceklerdir. Özellikle kendini anladığı 6-12 ay arasında, uykusundan uyanan bizim oğlan etrafında kimseyi göremezse çok yüksek sesli ağlardı. Yalnız kalmaktan korku değil bu. Huzur, beslenme, uyku ve sosyal olarak bağlı olduğu bireylerden hiçbirini etrafta göremeyince yaşanan hayat tedirginliği.

İyi yetiştirilmiş ve iyi düzenlenmiş bir bebek, çocukluğa ve yetişkinliğe geçtiğinde kendisini iyi kontrol eden bir birey oluyor. Aksi durumda ise, hızlıca stres olan ve kontrolsüz davranışları gelişen birey oluyorlar. Yetişkinlerin cevap verdiği bebek sinyalleri ve davranışlar çok farklı etki mekanizmalarına etki ediyorlar. Örneğin, bebek sinir sisteminin sağlıklı gelişimi ile bioamin üretim yollarında sağlıklı bir yapı oluşur. Böylece bebekler stres faktöründen korunmuş olur. Yine bebeklerin sağlıklı sinir ve duyu gelişimi bağışıklık sistemini geliştirir ve sağlıklı bir bebeklik sağlar.

Stressiz bir büyüme dönemi prefrontal kortex (ön beyin) geliştirerek, daha fazla veriyi tutabilecek bir hafıza gelişimini destekler. Toplumda tepki çekebilecek bazı içgüdüsel hareketlerin kontrol edilmesini ve gelecekte sosyal ilişkilerin daha sağlıklı olmasını sağlar.

Özetle, sağlıklı bir bebek beyni ve duyuları gelişimi için iki kavram ana temeli oluşturur;

  • Uyumlu olma/uyum gösterme; iki kişinin duyguları arasındaki uyum ve benzerlik, duygusal durum paylaşımı
  • Empati; diğer insanların duygusal durumlarına karşı hassalık ve dikkate alma
Advertisements

Çocuk Zekası ve Zihinsel Gelişim

Başlıktan da anlaşılabileceği üzere, her anne babanın hayretler içinde gözlemlediği bir konuyu Çocuk Zekası ve Zihinsel Gelişim’i bilimsel bilgiler ile detaylıca ele alacağım.

Burada yazdığım Zeka ve Zihinsel Gelişim ile ilgili  kişisel görüşümü içeren cümleler genelde 1.tekil şahış ekleri ile bitiyor. O nedenle geniş zaman verdiğim, edilgen yapılı ve kaynak içeren cümleler muhteşem çalışmalardan alıntılardır.

Prologue

Doğduğunda 10 cm’a kadar siyah beyaz gören bir bebeğin; 1 yaşında geldiğinde yemek yemesi, kelimeler söylemesi, sürekli olarak öğrenmesi, neden-sonuç ilişkilerine başlaması zeka gelişimi açısından etkileyici bir gelişim.

Peki en doğru zeka gelişimine katkı nasıl sağlanır, önemli öğrenme eşikleri neler? Bu gibi sorulara cevap arayacağım. Herhangi bir konusal ya da kronolojik akış yok.

Kıymetli bulduğum tecrübelerimizi ve deneyleri, gözlemleri paylaşacağım.

Veriler, Deneyler ve Bilgiler
  • İnsan bebeklerinde beyin inanılmaz bir şekilde bazal enerjini %60’ını tüketiyor. 12-24 ay arasındaki bebeklerin ne kadar fiziksel aktivite yaptığını düşünürseniz. Beynin tükettiği bu enerji miktarı o kadar fazla geliyor. Yetişkinlerde ise beyin aktiviteleri toplam günlük bazal metabolizmanın %20’si kadar enerji tüketiyor.
  • 0-24 ay arasında enerjiyi beyin tükettiğine göre, bu aylardaki sağlıksız/eksik beslenmenin zeka seviyesine katkısı çok muhtemel olmalı. Alttaki örneğin detaylarını görebilirisiniz.
  • Uzun süre yetersiz ya da tek düze beslenen çocuklarda IQ düşüklüğü gözlendi. Yine de yetersiz beslenmeye kıyasla, okula gitmeme gibi bazı çevresel faktörlerin etkisi daha da büyük oldu. (Ref: Webb, Kinari E., “The long-term effects of malnutrition on IQ and adaptive behavior in Indonesian children” (2002). Yale Medicine Thesis Digital Library. 3291)
    • Doğru beslenme ile ilgili öneriler için linki tıklayabilirsiniz.
  • Bebeklerin beyni doğar doğmaz tüm nöronlara sahiptir ama bu nöronlar birbirleri ile iletişime geçecek ve veri aktaracak sinapsları henüz oluşturmamışlardır. Bebek beyni 1.yaşına gelirken hacmini neredeyse iki katına çıkarır ki hızlı gelişiminin sebebi budur.
    • Öte yandan hekimlerin her ay baş çevresi ölçmesi de beyinsel gelişim ile ilgili olası sıkıntıları test etmek içindir.
  • 1. yıldan sonra beyindeki sinir nöronları ve aksonlar miyelin kılıf adı verilen bir hızlandırı ile kaplanmaya başlar. Bunun sonrasında miyelin kılıf kaplı sinir hücrelerinde artık veriler çok daha hızlı işlenmeye başlar. Zeka gelişim hızı zirve yapar.
    • Bizim oğlan 14. Ayına girmek üzere, her gün 3-4 kelimeyi öğreniyor ve tekrar edip kullanmaya başlıyor.
  • Yenidoğan bebekler ilk 10 dk içinde duymaya ve sese doğru yönlenmeye çalışıyorlar 😊 muazzam bir duyu gelişimi hızı. Bebeklerin beyninin sosyal gelişiminde ise üç ana aşama var;
    • Görsel duyulara hükmeden beyin yapısının tamamlanması (2 yaşına kadar)
    • Sesleri tam net duyabilmesi ve ayırt edebilmesi için beynin gelişimi (1 yaşına kadar)
    • Dil öğrenme ve konuşma bölümlerinin tam olarak gelişmesi (6-10 yıl arasında)
  • Bebeklerde gelişen ilk yüksek kapasiteli bölümler sosyal ilişkiler için olan kısımlardır. Bu kısımlar sosyallik tecrübesi ile birlikte gelişim gösterir. Bu nedenle bebeğin gelişimini sağlayacağım diye renkli kartlar gösterip sallamanız yerine sadece ona sarılmanız ve karnını okşamanız yeterlidir.
  • Yeni doğan bebekler için yaratabileceğiniz bazı travmalar da mevcuttur.
    • Sizden tepki alamaması
    • Sizden ve etrafından gelecek davranışlar ya da cevapları tahmin edememesi
    • Yemek için ya da alt değiştirmek için çok bekletmeniz
    • Sıkılması (lack of stimuli) – yeni bir şeyler sunmamanız (unutmayın A.M.C Şengör’ün dediği gibi “Dünyada geçmeyen tek açlık, bilgi açlığı”
    • Çok fazla stimuli yani ilgi ve alaka (üzerine gidilmesi)
      • Biz oğlanın doğum gününde fotoğrafları, videoları çekeceğiz diye çok acele ettik. Acayip gerildi ve sinirlendi.
  • Bebeklik çok zor bir dönem, ne şanslıyız ki 0-2 yaş arasının yetişkinler hiç bir zaman hatırlamıyorlar. Eğer koruyan ve şefkat gösteren bir aile yoksa bebeklerin hayatları çok stresli oluyor ve ileri de birazdan anlatacağım bozukluklara yol açabiliyor. Ailesi tarafından terk edilen bebekleri düşününce, o anne/baba bozuntularına zarar vermek isteği bende kabarıyor.
  • Erken aylardaki özenli bakım ve destek, bebeğin sağlıklı bir zeka gelişimi için hayati. Stres ve yalnızlık gibi kavramların nasıl yönetileceğini bebek, bu ilk zamanlarda öğreniyor. Stresi artırırsanız – mesela ağladığında sürekli serbest bırakırsanız – çocuğunuz sağlığı direkt tehlikeye girer, çünkü vücudundaki kortizol seviyeleri yükselir.
  • Anne karnında geçen ilk dokuz aydan sonra, bebekler stres ile mücadele etmeyen en azından stresin yönetimine alışmışlardır. Anne karnı da bir hayli stresli bir yer olsa gerek. 😊 Doğumdan sonra stresi yönetemezler ise ciddi bir gelişim problemi onları beklemektedir. 2.yazı da bu konuda yapılmış bazı testleri ve araştırmaları anlatacağım.

 

ALTIN YATIRIMI – II

Altın Fiyatları, Altının getiri getirdiği zamanlar nelerdir?

Bir önceki yazımda altın yatırımı hakkında yazmıştım. Altın fiyatları dünyada parasal sisteme olan güven azaldığı zamanlarda (örnek 2009) krizi, değer kazanır. Çünkü insanların herhangi bir para birimine olan güveni azalınca, arzı sınırlı talebi yüksek değerli metallere olan iştahı artar. Dünyada küresel bir para krizi çıkmayacağını düşündüğünüz her sene için, alacağınız altın yatırımı sadece döviz kadar getiri getirecektir ve bir değer üretmeyecektir.

Altın yatırımı yapmanın yolları nelerdir?
1 ) Kuyumcudan altın alarak yatırım yapmak

 Bir defa kuyumcudan altın alarak kısa vadeli ya da orta vadeli yatırım yapmak tam saçmalık. Neden dersiniz, kuyumcudan alım yaptığınızda hiç işçilik olmayan bir üründe bile alım satım arasında min %5 kar marjı vardır.

Kuyumcudan alırsanız uzun vadeli alın da en azından %5’i kurtarabilirsiniz. Öte yandan, kuyumcudan alabileceğiniz şeyler; külçe, ons,çeyrek,yarım, tam ve ata altınıdır.

Bunları tabii ki güvensiz şekilde evde tutuyorsunuz, bu da çok risklidir. Fiziki olarak evde tutmak istemeyenler ise banka kasalarına yılda 300-400 TL arası haracı verir. Zaten %5 az altın almıştınız, bir de yılda 300-400 TL harcayın tam zarar olsun 😊

Altın fiyatlarında görülen yükselişten sonra satmak isterseniz de, kuyumculara bir %5 daha bayılırsınız. Çok uzun vadeli tutmayacaksanız kuyumcudan almak, satmak tam bir zarar. Düğün, sünnet, doğum haricinde kuyumcunun kapısından girmem ben.

Esas dikkat etmeniz gereken konu ise işçilik maliyetleri olabilir, takı setleri, saatler, küpe ve bilezik çeşitlerinde altın tutarı kadar da işçilik parası ödersiniz. Bozdururken sadece gramına göre tartılır ve neredeyse hiç para kazanamazsınız. Takılar ve bilezikler, sert olması için düşük ayarlı altın ile yapılır. Bozdurduğunuz zaman alacağınız tutar çok azdır. Bu nedenle işçiliksiz altın yatırımı yapmalısınız, çok çok zorda kalırsanız.

 2) Bankalarda altın hesabı açtırmak

Altın yatırımında amacınız kar elde etmek ve güvende kalmak ise, internetten banka aracılığı ile istediğiniz gram’da altın almak iyi bir yöntemdir. Mantıken bire bir aynı işlemdir, fakat komisyonlar çok daha düşüktür. Fiziksel olarak muhafaza etme riskleri kalmaz. Ayrıca bankalar sanal altın satmayı sevdiği için, altın hesabı açana ek destekler vermektedirler.

 3) İnternette altın yatırımı yapmak

İnternette altın alımı yapmak, yine parayı bir aracı vesilesi ile altına koymaktır. Hem gg,n11 gibi aracılar, hem altını satan hem de altını taşıyan kargo firması kar eder. Kargodan ne çıkacağını da tam bilmezsiniz. O nedenle internette altın almak Türkiye yerleşik biri için çok mantıksızdır.

Peki neden insanlar internetten altın almaktadır?

Bu sene tekrar yapılan yurtdışı varlık barışından önce, dışarıdaki kazandığınız paraları (gurbetçiler) vergi ödemeden buraya getirmek mümkün değildi. O nedenle kredi kartı ile Almanya’dan Avrupa’dan gurbetçiler altın satın alıp; buradan kargo ile ailelerine yolluyorlardı. Böylece, vergi vermeden altın ticareti yapmış oluyorlardı. O nedenle internetten altın almak büyük furya idi. Sonrasında ise, bitcoin gibi komisyonu çok daha düşük ve takip edilmesi çok daha zor olan para aktarma mekanizmalarını kullanmaya başladı insanlar.

Sonuç; velhasıl bir altın yatırımı yapacaksanız bunun bana göre en iyi ve mantıklı yöntemi banka aracılığı ile internetten alım yapmaktır.

Not: Burada yazılanlar kişisel görüşlere dayanmaktadır hiç biri yatırım tavsiyesi olarak değerlendirilmemelidir.

 

 

 

ALTIN YATIRIMI – I

Değerli okuyucu; anneler ve babalar; Türklerin en sevdiği yere geldik. Altın.

Savaşçı bir toplum ve kültürden gelmemizden olsa gerek, Türkiye ile Hindistan en çok yastık altı altının olduğu ülkeler konumunda. Son zamanlarda altın yatırımı da büyük bir popülerlik kazandı. Ülkemizin kültüründe doğum, düğüm, sünnet gibi törenlerde sık sık altın bir ziynet eşyası olarak değil de bir maddi destek olarak hediye edilir. Maddi destek olarak altın hediye etmek aslında dünya uluslarının bir çoğuna saçma gelebilir.  Bu durum enflasyonist bir ekonomi olan Türkiye’de para sürekli değer kaybettiği için, iyi bir kar gibi gözükmektedir. Aslında göreceli (relatif) olarak değer kazanmamaktadır – bir istisna hariç)

Altın diğer yatırım araçlarının bir çoğundan farklı olarak bir değer üretmemektedir. Ortaya bir ürün ve değer koymayan bir metanın uzun sürede karlı olması da mümkün değildir. Zaten tüm dünyadaki altınların tamamını bir olimpik havuza doldurabilirsiniz.

 

altın1

Ülkemizde altın yatırımlarının getiri, getirdiği tek yer döviz fiyatlarına olan endeksi sebebi ile olmaktadır.  Alttaki grafikte 1802 yılından 2006 yılına kadar altın fiyatlarının değişimi görebilirsiniz. Bundan 200 yıl önce 1 ons (28,5 gr) altın ile iyi bir takım elbise alırken, yurt dışında 1 ons altın ile yine iyi bir takım elbise alırsınız.

altın2.png

Üstteki grafiğin ise enflasyondan kaynaklı döviz artışının çıkarıldığı versiyon aşağıdadır. Altın, dolara karşı $1.95’a çıkarak 200 yılda sadece %95 değer artışı yaşatmış.

 

altın3.png

Altın yatırımı yapma yollarını yazımızın 2. kısmından okuyabilirsiniz.

BİREYSEL EMEKLİLİK

Bireysel Emeklilik Yazı Dizisi – 1

Bireysel Emeklilik Sistemi tabirini yeni duymuş herkesin kafasında üstteki soruların bir ya da bir kaçı oluşabilir. Bu sorulara bir cevap verme amacı ile bu yazıyı detaylandıracağız. Sorularınız var ise aşağıda sorabilirsiniz.

Yazının daha okunabilir olması amacıyla, Bireysel Emeklilik Sistemine yazının kalanında BES diyeceğim. BES sistemi aslında Türkiye dışında bir çok ülkeden uzun yıllardır uygunlanmaktadır. Örneğin, ABD’de insanların büyük bir bölümü 401K denilen kendilerinin biriktirdiği ve şirketlerinin de katkıda bulunduğu emeklilik sistemi ile çalışma hayatını noktalar. Türkiye yapısı itibariyle seçim öncesi oy için yapılan, salak saçma emeklilikler sebebi ile devlet destekli emeklilik sistemine batmıştır. Bundan 15 yıl öncesine kadar 39-40 yaşında emekli olup, 85 yaşına kadar devletten geçinen onlarca insan vardı. Hala da bu insanlar yaşıyorlar.Hayatlarının en verimli çağında emeklik olup, çalışanların sırtına vergi yükü yüklüyorlar. Neyse ki 2000’lerde emeklilik yaşı ileri atıldı ki, Türkiye devleti’nin sosyal ödemeler yükü ile çökmesi önlendi.

Fakat, hala yük büyük etrafınıza bakın. Hayatı boyunca 1 TL direkt gelir vergisi ödememiş, bir sürü insan emekli maaşı ile yaşamaktadır.

2000’lerde devlet sadece kendisinin ödediği sosyal güvenlik sistemi ile önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde büyük bir sıkışmaya gideceğini anladı. Özel emeklilik sigortaları ile bireysel ödenen emeklilik sigortalarını teşvik etmeye başladı. Devlet, önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde yaşlanan nüfusu ile gerekli vergiyi alamayacağını dolayısı ile emekli maaşlarının da ufacık kalacağının farkında. Buna istinaden bizim gibi bilinçli insanlar da devlet destekli emeklilik sistemlerine yatırım yapıyor.

Bireysel Emeklilik sistemi ilk çıktığında;

Maaşa tabi çalışanlar ödedikleri BES primlerini gider gösterebiliyor ve vergi matrahından düşebiliyorlardı. Bu vergi düşüşü çok faydalı bir teşvikti çünkü, beyaz yaka çalışanlar bir kaç ay içerisinden %35 gelir vergisine çıktıları için; ödedikleri 300 TL’nin 100 TL’sini devletten %50 destek olarak alıyorlardı. Bir çok beyaz yaka da bu dönemde BES’e girmiştir. Devlet, 1 Ocak 2013 itibariyle – kendince – çok akıllı bir iş yaptı ve BES’teki ödemelerin vergiden düşülmesini kaldırdı. Artık beyaz yakalara neredeyse %50 BES desteği artık olmayacaktı. Fakat, ülkemizde finansal okur yazarlık “0” olduğu için neredeyse kim bunu anlamadı. Yine de devlet teşvik vermeye devam etmek için, daha kapsamlı bir destek olan %25 devlet katkısını devreye aldı. Artık, aylık brüt asgari ücrete kadar olan BES ödemelerinizde, %25 devlet katkısı alabiliyorsunuz. Fakat eskiden her ay sonu, reel olarak cebinizde gördüğünüz vergi indirimi devlet, %25’lik katkısı ile zor bir zaman planına bağladı.

BES’te girdikten sonra devlet katkısının %15’i her an,
  • 10 yıl sonra %60’ını,
  • 10 yılı doldurmuş ve 56 yaşını geçmişseniz hepsini almaya hak kazanıyorsunuz.

Devlet, kendi verdiği katkıyı hazinenin TL tahvil ve bonolarında tutuyor. Böylece devlet tahvillerini de uzun süre taşımış oluyorsunuz. Şu anki tahvil faizlerinin %28’lerde olduğunu düşünürseniz, uzun vadede iyi prim yapacağı garantidir. Bugün aile olarak eğer 100 birim para biriktireceksek ve 100 birim aylık asgari ücretin brüt tutarı olan 2.200 TL’yi geçmiyorsa; direkt olarak BES’e yatırıyoruz.

Neden?

Çünkü, bugün BES’ yatırdığımız 2.000 TL ile Dolar ($)’a endeksli amerikan borsa fonu alabiliyoruz. Hem Amerikan borsanın uzun vadeli getirisi olan %8-9 büyümeden faydalanıyor hem de paramızı dolar olarak tutarak Türkiye’nin enflasyon/faiz sarmalından kaçıyoruz. Veya direkt tahvil/faiz/hisse fonu alabiliyoruz.

  • Faizi %25 alalım. 500 TL faiz getirisi geliyor.
  • Diğer taraftan, 2.000 TL’ye karşılık devlet 500 TL katkı veriyor.
  • Bunu tahvile endeksliyor ki tahvil faizlerini %25 alalım. 1 yıl sonunda bu para da 625 TL ediyor. Özetle, yatırdığımız 2.000TL + 500 TL (faiz) + 500 TL(devlet Katkısı) + 125 TL (devlet katkısı getirisi) = 3.125 TL oluyor.

Elde ettiğimiz getiri neredeyse %62,5 yıllık. Bu rakam inanılmaz bir birikim rakamı. Bir yılda ödediğiniz BES tutarı 24.000 TL ise, katkı olarak da 15.000 TL alıyorsunuz ve toplam birikim 39.000 TL ediyor. Harika değil mi?

Eksiler

BES’in dezavantajları da var tabii ki;

  • Komisyon kesintisi (yönetim gideri, fon gideri)
    • Yönetim gideri kesintisi pazarlıkla “0” lanabiliyor.
    • Fon gideri kesintisi ise maalesef hep var ve %1-2 arasında değişiyor. Aslında firmalar kar edilen tutarın ciddi bir kısmını alıyorlar
  • Devlet katkısı için minimum 10 yıl ya da 56 yaşını beklemek lazım ki; para acil gerekirse maalesef bu haklardan faydalanamıyorsunuz.
 Gerçek Yaşam Verisi

Bu yazıyı yazmadan önce uzun zamandır BES’e dahil ettiğim bir arkadaşımızın fon performansları ve toplam getirisine baktık. Geçtiğimiz 5 yıl içerisinde cebinden sadece 38.500 TL BES ödemesi yapmış;

  • Seçtiği fonlardan elde ettiği getiri ise 43.500 TL olmuş.
  • Devletten aldığı katkı ise şu an 9.500 TL civarında.
  • Devlet katkısının getirisi ise 450 TL olarak kalmış, (tahvillerin son 3 ayda %20 değer kaybından dolayı)
Sonuçta, 38.500 TL ödemiş; toplamda 91.950 TL birikimi olmuş.

EVET hepsine hak kazanmadı henüz ama, kazandığı bile şu an için çok iyi bir miktar.

 

Yatırım konusunda diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.