Bebeklere Aşı Yaptırmak Zararlı Mı?

Bu konunun tartışılması bile oldukça utanç verici! Peki bu konu neden son zamanlarda bu kadar popüler oldu hemen söyleyeyim. Şu herkesin tanıdığı çok ünlü bir prof. var hani sürekli sansasyonel konularda kendince çılgın açıklamalar yapan işte o kuyuya bir taş attı biz milletçe çıkaramadık. “Aşıların içinde alüminyum ve civa var” diyerek kaç kişinin kanına girdi ve belki de tüm insanlığı tehlikeye atacak, neredeyse kaybolmuş bir çok ölümcül hastalığı tekrar hortlatacak “aşı reddi”ni özendirdi ve maalesef neticesinde insanlar okumadan, araştırmadan yani kısacası bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya başladılar aşı konusunda.

Peki aşı nedir?

Aşılar hastalıklara karşı koruma sağlamayı amaçlayan zayıflatılmış mikropları ya da bu mikropların değişik ürünlerini içeren tıbbi ürünlerdir. Aşı vücuda verildiğinde bağışıklık sistemini uyararak bir nevi vücudun savunma maddelerinin (antikor) üretilmesini sağlarlar. Yani aslında aşılar vücudumuzun iyi polisleridir, yarın bir gün bizi hasta etmeye çalışan mikroorganizmalarla karşılaştığında antikor üreterek hastalığa meydan okumuş olurlar.

Aşıların içinde ne var?

Bu konuda işi bilirkişilerden öğreniyoruz. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Allerji ve Klinik İmmunoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Çokuğraş bakın aşı içeriği için burada neler söylüyor; “Aşı karşıtlığı için bir başka gerekçe de aşıların içerisinde olan cıvalı ya da alüminyumlu katkı maddeleridir. Bunlar aşıların bozulmadan saklanabilmesi ya da etkinliğininin artırabilmesi için aşılara eklenen maddelerdir. Aşılardaki civa, thiomersal formunda bulunur. Thiomersal, etil grubuna bağlanmış civadır. Civanın zehirlenmelere sebep olan formu ise, metil grubuna bağlanmış olan ve deniz ürünlerinde bulunan metil civadır. Etil ve metil gruplarına bağlanmış civalar aynı şeyler değildir ve aynı şekilde davranmazlar. Thiomersalin aşıların içerisinde bulunmasıyla otizm gelişebileceği iddiası, sağlam temellere dayanmamaktadır. Tartışmayı başlatan yazı ünlü tıp dergisi Lancet’te 1998’de yayımlanmış ve kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısının otizme neden olabileceği ileri sürülmüştü. Ancak bu çalışmanın doğru olmadığı ve Dr. Andrew Wakefield’ın yaptığı araştırmanın yayımlanmamış olması gerektiğini kabul eden Lancet, yazılı açıklamasında, bu çalışmanın sonuçlarının doğru olmadığını kabul etmiştir.”

Neden Aşı Yaptırmalıyız?

– En temel amaç hastalıklardan, ve bu hastalıkların sebep olabileceği komplikasyonlardan korumak
– Toplum sağlığını korumak
– Çiçek hastalığı gibi büyük kitleleri yüzyıllar boyunca etkileyen hastalıkları tarihten silmek

Nereden çıktı bu aşı karşıtlığı?

Bakın bunca yıldır yapılan başarılı çalışmalar sayesinde 1977 yılında çiçek hastalığı yeryüzünden silindi ve 1980 yılından itibaren aşısı da yapılmıyor. Hatta belki hatırlayanlarınız olacaktır, Türkiye’de de 1998 yılından itibaren çocuk felci görülmemektedir.
Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada da aşı karşıtı gruplar maalesef bulunmakta. Sebeplerine gelince; bir kısmı dinsel bir kısmı da aşının içeriğindeki maddelerin zararlı olduğunu söyleyerek aşı yaptırmaya karşı çıkıyorlar. Bu arada maalesef Türkiye’de aşı karşıtlığı sebebiyle kızamık salgını yeniden başlamıştır. Haber detaylarını buradan okuyabilirsiniz.

Aşılar otizme sebep olur mu?

Geçenlerde aşı reddi ile ilgili bir grubun yazdıklarını okudum, karşıt görüşün ne düşündüğünü gerçekten merak ediyordum böyle önemli bir konuda. İlk sebep olarak aşıların otizme sebep olduğunu iddia ediyorlar. Ancak 2009 yılında Amerikan halkının yaptığı başvurular sonucunda Birleşik Devletler Federal Suçlar Mahkemesi, bir çok makale ve uzman raporu incelemiş, uzmanlarla mülakatlar yapmış. Sonuçlar şaşırtıcı değil tabii ki. Kızamık, kabakulak, kızamıkçık ve thiomersal içeren aşıların otizm oluşturmayacağına karar verilmiştir. Otizm gibi geniş spektrumlu bir hastalığın sadece aşılara bağlanıyor olması maalesef sadece bir sığ görüşün ürünüdür.

Bu arada çocuğunuz 18 yaşına geldiğinde eğer aşılarını yaptırmadıysa size dava açabilir. Siz sadece kendi çocuğunuza aşı yaptırmayarak kişisel bir karar almıyorsunuz, maalesef geniş kitleleri etkileyecek bir hata yapıyorsunuz.
Aşı konusunda çok daha detaylı bir yazıyı buradan ulaşabilirsiniz. Kendi yazısında da bahsettiği çok önemli bir istatistiği de eklemek istiyorum. Aşı yaptırarak hastalıkların ne kadar azaldığını bilimsellikten uzak kişiler değil de bakın istatistikler nasıl söylüyor;

Sonuç olarak, Sağlık bakanlığı bu ülkedeki en yüksek yetkili mercidir. Ve Sağlık bakanlığı da aşıların yapılmasını önermektedir. Biz oğlumuzun tüm aşılarını zamanında yaptırdık. Sağlık ocaklarına giderek ücretsiz aşı yaptırabilirsiniz. Hatta çoğu zaman bağlı olduğunuz Aile hekimliği tarafından aranarak aşı zamanlarınız hatırlatıyor. Bu arada geçen ay başımıza gelen olayı da anlatarak yazımı sonlandıracağım. Bir öğlen iki hanım tarafından kapımız çalındı. Yeni atanan Aile hekimimizmiş, evimize kadar gelip oğlumun aşı kartlarını sordu. Yani eğer aşı yaptırmıyorsanız ve çocuğunuzun aşı kayıtları yoksa Sağlık Bakanlığımız çok titiz bir şekilde bu konuları takip ediyor, bizden söylemesi.

Aşı konusunda diğer yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Advertisements

Ay-Ay Bebeklerle Yapılabilecek Oyun ve Aktiviteler

Bebeğimizle oyun oynamanın önemini buradaki yazımızda bahsetmiştik. Şimdi gelişim evrelerine göre hangi oyunları oynayabiliriz onu inceleyelim;

0-6 Ay Arası Oyun

Özellikle ilk aylarda bebeğim nasıl olsa bir şeyin farkına varmaz diye sakın düşünmeyin. Unutmayın ki bebekler anne karnındayken bile annelerinin sesini ayırt edebiliyorlar. O sebeple minikleri hafife almayalım. Peki bu aylarda hangi oyunları oynayabiliriz:

  • Bebeklerin görme mesafesi aylar geçtikçe artacak ve netleşecek. O sebeple bebeğinize yaklaşarak mutlaka göz kontağı kurun.
  • İlk başlarda çok saçma gelse de emzirirken ya da uyutmaya çalışırken kitap okuyun. Evet ne dediğinizi anlamayacak ancak okurken yaptığınız tonlama değişiklikleri dikkatini mutlaka çekecektir.
  • Uyku öncesi oyun oynamamaya çalışın. Çünkü oyun oynamaya başladığınızda algıları açılacak ve sizinle oyun oynamak isteyecektir. Sonra gelsin uykusuz geceler 🙂
  • Biz 2. Aydan itibaren beşiğine aşağıdaki dönence’den takmıştık.(Bizim ürün Joker’de hala satılıyor bu linkte) Hem çok dinlendirici bir müziği var hem de farklı renkleri sayesinde ilgisini çekiyor. Demir hatta 3 aylık olduğunda dönencedeki objeler döndüğünde kendi kendine bir şeyler söylemeye başlayıp çok heyecanlanmıştı.

Dönence

  • Bebekler de bizler gibi sıkılgan canlılar. Sürekli aynı oyuncaklarla oynarsanız bir süre sonra sıkılırlar. Sadece bu aylarda değil gelecek aylarda da bazı oyuncakları bir süre rafa kaldırmakta fayda var.
6-12 Ay Arası Oyun

Altıncı ay sonrasında oyun oynamak çok daha önemli oluyor, çünkü bebeğiniz artık oturmaya başladı. Oturmak bebeğin hem fiziksel hem de bilişsel gelişimi açısından önemli bir eşik. Ayrıca artık oturmaya başlayan bebeğin görüş açısı önceden sadece yatar pozisyonda ya da anne-baba kucağında iken, şimdi bağımsız bir şekilde kontrolü eline alarak farklı açılardan etrafı görmeye başladı. Peki bu aylarda hangi oyunları oynayabiliriz:

  • Bu ayda oyun matları ve aktivite merkezleri kullanmak hayatınızı kurtarabilir, örneklere bu linkten bakabilirsiniz. Oyun matı sayesinde bebeğinize sadece oyun oynamak için bir alan yaratmakla kalmayıp, hareket özgürlüğü sağlayarak karın üstü durmasında yardımcı olup emekleme sürecine de yavaştan bir geçiş sağlamış olursunuz.

  • Bu aylarda genelde ufaktan ince motor gelişimi başlar. İnce motor becerisi el ve parmaklardaki kasların yönetilmesine verilen isimdir. Biz bu aylarda Fisher Price’ın eğlenceli küplerinden çok faydalandık, bulabileceğiniz linki de buraya ekliyorum. Bu oyuncakla parmağıyla küpleri hareket ettirerek, hareket-kontrol becerisini geliştirmiş oldu. Hatta ilerleyen aylarda hareket ettirme hızı çok hızlı bir şekilde arttı.

  • Yumuşak çıngıraklar da bu aylarda işe yarıyor. Ancak boğulma riski sebebiyle mutlaka ebeveyn gözetimi altında kullanın.

  • Bu aylarda biz plastik hayvan figürleri alarak onları değişik tonlamalarla konuşturduk, inanılmaz hoşuna gitti Demir’in.
  • Mevsim koşulları da elveriyorsa mutlaka park’a götürün. Biz bahçemize ufak bir salıncak kurduk, günde 15-20 dakika salıncakta oyalandık. Demir hem temiz hava aldı hem de sevinçten şarkı söylemeye başladı 🙂
12-18 Ay Arası Oyun

Bu aylarda aslında artık bebeğiniz pasif oyundan aktif oyuna geçmeye başladı. Yani artık oyun kuran taraf siz değilsiniz, bebeğiniz nasıl oyun oynamak istiyorsa kendisi karar verecek J Peki bu aylarda hangi oyunları oynayabiliriz:

  • Yine ince motor gelişimini desteklemek adına top oyunları çok faydalı. Bebeğiniz yürümeye başladıysa da yürüme kontrolü açısından güzel bir fırsat.
  • Yavaş yavaş konuşmaya başlayan bebeğinize oyun kartları göstererek nesneleri tanıtmaya başlayabilirsiniz.
  • Biz bu aylarda İş Bankası Yayınları’nın hareketli kitapları’nı çok kullandık. Kitapları satın almak isterseniz burada bulabilirsiniz. Normalde 2-5 yaş arası için öneriliyor ancak Demir kitapları elleriyle hareket ettirmeyi çok sevdi. Ayrıca biz de ona kitapları okumaya başladık. Hatta bir süre sonra eline kitap alıp “oku oku” diyerek bize okutmak istedi 🙂

  • Şekil oyunları: Bu aylarda artık bebekler kavramları anlamaya ve anlamlandırmaya başlıyor. Fisher Price’ın Şekilli oyuncağı bize bu konuda çok yardımcı oldu, bakmak isterseniz link’i burada. Hem şekillerin adını öğrenmeye başladı, hem de doğru boşluktan doğru şekili atmaya başlayarak uzamsal zekası gelişmeye başladı. Bu arada her doğru şekli attıktan sonra biz Demir’i alkışladık, bu da çok hoşuna gitti 🙂 Hatta sonra biz kendimiz bu oyunu oynadığımızda Demir’de bizi alkışlamaya başladı. (Bebeklik ve çocukluk çağında empatinin nasıl geliştiğinin kanıtı) Bugün de babasının kareli gömleğini görüp “kare, kare” diyerek bizi şaşırttı 🙂

  • Diğer bir oyuncak önerisi ; yüzünüz 🙂 Evet yanlış duymadınız. Yüzünüzde ve bebeğinizin kendi yüzünde ağız, burun ve göz’ü göstererek onları öğretebilirsiniz. Ben ilk başlarda Demir’e bunu yaparken anlamadığını düşünmüştüm ancak bir gün oyuncağının gözünü göstererek “göz” dedi. Bakın işte çocuklar her şeyi gözlemliyorlar ve hiç ummadığınız bir anda öğrendiklerini gösteriyorlar. Yani nasıl olsa anlamıyor ya da beceremiyor diye düşünmeyin sadece fırsat ve zaman tanıyın miniklerinize.

Bir sonraki yazımda ahşap oyuncaklar oynamanın yararları üzerine yazacağız, bol oyunlu günler 🙂

Bebeklerle Oyun Oynamanın Önemi

Doğumdu, gazdı, ek gıdaydı, yürümeydi derken  çocuğunuzun bilişsel, psikolojik, fiziksel ve duygusal gelişimi açısından en önemli dönemlerden birine gelmiş bulunuyorsunuz, “oyun”! Peki oyun neden bu kadar önemli?

  • Ebeveynlerin çocuklarıyla tamamen ilgilenmeleri ve ilişki geliştirmeleri açısından çok iyi bir fırsat.
  • Oyun oynamak sağlıklı bir beyin gelişimine sebep olur.
  • Oyun çocukların yönetebileceği bir dünya yaratıp onların farklı şeyleri keşfetmesini ve zorluklarla mücadele etmesini sağlar.
  • Kelime hazinelerinin gelişmesine katkıda bulunur.
  • Oyun oynarken başardığını hisseden çocuğun özgüveni artar.
Peki ebeveyn olarak oyun oynarken nelere dikkat etmeniz gerekir?
1.Keşif oyunları için ortam yaratın.

Literatürde de “keşif oyunları” olarak geçen bebeklerin ve çocukların kendi kendilerine oyun kurarak tek başlarına oynadıkları oyunlara ebeveyn olarak bizlerin ortam hazırlaması gerekiyor. Ben Demir’i mutlaka gün içerisinde belirli bir süre oyuncaklarıyla (illa bildiğimiz oyuncak olmak zorunda değil) baş başa bırakıyorum. Hatta son zamanlarda tek başına oynarken diş fırçası kutusu en sevdiği oyuncağı oldu. Hiç  kullanmadığımız o diş fırçası kutusu Demir’i o kadar oyalayıp yeni yetkinlikler kazandırdı ki inanamadık. Bu oyunu icat eden oğlumun en sevdiği arkadaşı Uran dedesi’ne çok şey borçluyuz.

Bakın o bizim bir kenara atıp yüzüne bakmadığımız bu diş fırçası kutusuyla   neler yaptık;

  • Öncelikle ortasından açarak  içine üfledik, böylelikle hem bir şeyleri taklit etme becerisini geliştirdi hem de  farklı sesler çıkarabileceğini öğrendi.
  • Yine kutuyu ortasından açarak düz zeminde dengede tutma oyunu oynadık ki bu oyun bizi çok şaşırttı. Çünkü kutunun bir tarafını önce halının üzerinde tek eliyle dengede tutmaya çalıştı. Ancak bunu yaparken çok ilginçtir ki kutunun hemen düşeceğini önceden tahmin etti ki yaptığı manevralar ve kutuyu yere bırakırken ki kontrolüne inanamadık.
  • Bu tür oyunlarda “pekiştireç” (Pavlov’un deneyini hatırlıyor muyuz? 🙂 ) çok önemli. Örneğin Demir burada kutuyu her dengede tuttuğunda evdeki herkes onu alkışladı ve bu da onun çok hoşuna gitti. Hatta sonra ben de aynı şekilde oyunu kendim oynadığımda kutuyu dengede tuttuğumda Demir de beni alkışladı. Bakın işte çocukların ailenin aynası olduğunun ve empati yeteneğinin nasıl geliştiğinin çok basit bir kanıtı.
  • Bir sonraki aşamada da başardığını fark eden Demir, denge denemesini düz ve görece daha zorlu bir zemin olan parke üzerinde denedi ve yine başardı.

Kıssadan hisse: Çocuğunuza hangi oyuncak aldığınız önemli değil çünkü oyuncak bir amaç değil sadece bir araç. Yani tonlarca para verip oyuncağı çocuğunuzun önüne bırakıp onunla oynamasını beklemek maalesef çok işe yaramıyor. Yüzüne bakmadığımız Colgate diş fırçası kutusundan boyu kadar dersler çıkardık .

2.Tüm oyuncakları aynı anda bebeğinize vermeyin.

Bu da bizim yaptığımız hatalardan biriydi. Demir’in oyun alanının içine tüm oyuncakları bıraktık ve sürekli hepsiyle tek tek oynamaya çalıştık. Bu şekilde Demir, hem gereksiz yere fazlaca uyaran almış oldu hem de oyuncaklarının bir kısmından sıkıldı ve yüzüne bakmadı. Bunu fark ettikten sonra bazı oyuncakları rafa kaldırdık, gerçek anlamda 🙂 Ve bir süre sonra o göstermediğimiz oyuncakları ortaya çıkarınca Demir sanki oyuncakları ilk kez görmüşcesine heyecanlandı ve hemen oynamak istedi.

3.Çok oyuncak almayın!

Less toys, more creativity derler yani ne kadar çok oyuncak o kadar az yaratıcılık! Hiç oyuncak almayın demiyorum ama sürekli oyuncak almak hem çocuğunuza gereksiz bir tüketim alışkanlığı kazandıracak hem de yine yüksek miktarda uyaran aldığı için kafası karışacak ve bir süre sonra da sıkılmaya başlayacak. E tabi bir de gereksiz yere aile bütçenizi yoracak. Yukarıda diş fırçası kutusu örneğinde olduğu gibi hangi oyuncakla oynadığınızdan öte sizin nasıl oyun oynadığınız çok daha önemli.

4.Başardığında alkışlayın.

Karşınızdaki bir bebek bile olsa onun da ödüllendirilmeyi seven bir birey olduğunu unutmayın. Başardığı en ufak bir olayda alkışlayarak “aferin” demek kendisine olan özgüvenini arttıracak ve istenen davranışı pekiştirecek.

Bir sonraki yazımda bebeklerle ay ay hangi aktiviteler oynanabilir onu yazacağım.

Bebek sağlığı üzerine yazdığımız diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Bebeklerde Uyku Düzeni Nasıl Oluşturulur?

Gelelim en önemli konuya, UYKU! Sadece bebeğinizin kendisi için değil, anne ve baba için de özellikle ilk üç aylık dönemde uyku düzeni meselesini çözerseniz siz de o şanslılardansınız demektir 🙂 Demir ilk üç ay ortalama 13-14 saat uyuyordu, ancak geceleri emmek için çok fazla uyanıyordu. Eşim ve ben nöbetleşerek gece uyanmalarına bir şekilde alıştık. Ancak…

Neleri Yanlış yaptık?
  • İlk yanlışımız kesinlikle Demir’i geç yatırmak olmuştu. Gece 11:30-12:00 gibi uyuyordu. Zaten uyutmak için de ortalama yarım saat uğraşıyorduk. Demir uyuduğunda bizim de pilimiz bitiyordu ve zaten tüm gün bebekle ilgilenen bünye olan ben kendime hiç vakit ayıramadığımı fark ettim. Hatta bir süre sonra baktım ki tuvalette elimde telefonla geçirdiğim zaman olmasa kendimle baş başa kaldığım bir zaman yoktu.
  • Uyku öncesi oyun oynuyorduk. Eşim işten akşam geldiği için ve oğlumuzla kısıtlı zaman geçirdikleri için akşamları sürekli oyun oynuyorlardı. Bu da uyku öncesi aşırı hareketlilik ve algıların açılması demekti.
  • Rutin yoktu, bir gün saat 11:00’de diğer gün 12:00’de uyuyordu. Sonra doktorumuz bebeklerin en sevdiği şey rutin çünkü bebekler sürprizleri asla sevmezler dedi. Kendi kendilerine rutin oluşturamayacakları için anne-baba olarak bize yine çok iş düşüyordu 🙂
Uyku Düzeni için Neler yaptık?
  • İlk kural planlama! Kendi yaşam tarzımıza göre, işten geliş saatlerimiz (özellikle eşimin) en uygun saatleri belirledik. Saat 7’de işten eve gelip bebeğinizle vakit geçirmeden hemen uykuya yatırmak çok yapılabilir bir plan değil mesela. Zaten çok hızlı büyüyorlar geçirdiğiniz vaktin kıymetini bilin 🙂
  • Sizi zorlamayacak ve her gün yapabileceğinizden emin olduğunuz bir şey seçin. Biraz daha açıklayayım. Örneğin bebeğinizi akşam 9’da uyutmak istiyorsunuz. Mutlaka her akşam 8:30 gibi pijamalarını giydirin. Kıyafet değiştirmek bile bir rutin. Ya da bir şarkı seçin ve bu şarkıyı sadece bebeğinizi uyuturken söyleyin. Böylelikle uyku zamanının yaklaştığını anlayacaktır akıllı bıdığınız 🙂
  • Banyo! Bizim oğlan banyoyu çok sevdiğinden banyo rutinini her gün yapmaya çalıştık. Banyo hem fiziksel olarak bir rahatlık sağlıyor hem de özellikle ilerleyen aylarda oturmaya başladıklarında banyoda oyun oynamaya başlayıp yoruluyorlar 🙂
  • Oda sıcaklığı: Bizim doktorumuz her kontrole gittiğimizde mutlaka oda sıcaklığı konusunu gündeme getiriyordu. Hatta laf aramızda bir ara cidden bunu takıntı yaptığını düşünmeye başlamıştık eşimle. Ancak denedikten sonra gördük ki oda sıcaklığının uyku kalitesi açısından önemi çok fazla. Doktorlar ortalama oda sıcaklığının 20-21 derece olmasını öneriyorlar.Çünkü sıcak hava uyumayı zorlaştırıyor ve özellikle yeni doğanlarda nefes alma zorluklarına sebep oluyor. Bizim oğlanın burnu sürekli tıkalı oluyordu ilk aylarda ve nazal kitlerle burnunu açmaya çalışıyorduk. Sonra doktorumuz tıkanmaya başlayınca mutlaka odanın camını 2-3 dakika açın rahatladığını göreceksiniz dedi. Ve gerçekten de öyle oldu. Bu arada bu söylediğim sadece bebekler için değil yetişkinler için de geçerli. Biz artık grip olduğumuzda sıkı giyinip cam pencere açık uyuyoruz.
  • Oyun: Bebeğinizle oyun oynamayı uyumadan 1 saat önce kesin. Sakinleşmesine izin verin. Aksi taktirde algıları daha da açılacak ve sizinle oyun oynamaya devam etmek isteyecektir. Kademe kademe sakinleşmesini sağlayın.
  • Müzik: Özellikle ilk üç ay white noise’lar hayat kurtarıyor. Aşağıya Youtube’dan bir kaç örnek de ekliyorum. Bir de 1 saatlik pışpış sesi kaydetmişler sagolsunlar, o da çok işe yaradı bizde.
Sonuç olarak;

Rutin bırakın bebeklerde yetişkinlerde bile oluşturması zor olan bir şey. Bir kere bebek büyütüyoruz  robot değil. Onun bilincindeyiz ve her zaman bu kadar planlı yaşamanın mümkün olmadığını da biliyoruz. Ama özellikle ilk aylarda kendinizi sıkarak ve büyük fedakarlıklarla uyku düzeni kurarsanız ilerleyen aylarda çok daha rahat edersiniz. Anne-baba olarak sizin ruhsal ve fiziksel sağlığınız için de bu çok önemli. Ne demişler mutlu ebeveynler mutlu bebekler! Demir’in 12’lerde uyuduğu zamanlar bizim için en zor zamanlardı. Ne zaman uykusunu 8:30-9:00’a çektik o zaman rahatlamaya başladık. Bu yazıyı buraya kadar okumayı başardıysanız demek ki uyku konusunda ufak zorlanmalar yaşıyorsunuz. Hadi yukarıdaki önerileri deneyin ve sonuçları da bizimle paylaşın. Umarız işe yarar da hepiniz güzel uykular çekersiniz 🙂

Kolay bebek uyutma yöntemleri yazımıza da buradan göz atmayı unutmayın 🙂

<iframe width=”640″ height=”360″ src=”https://www.youtube.com/embed/oewj_XEM1js” frameborder=”0″ allow=”accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture” allowfullscreen></iframe>

<iframe width=”480″ height=”360″ src=”https://www.youtube.com/embed/jCuNGwzumFU” frameborder=”0″ allow=”accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture” allowfullscreen></iframe>

Bebeklerde Gaz Sancısı

Bebeklerde Gaz Sancısı
Bebeklerde Gaz Sancısı

Hastaneden çıkıp geldikten sonra ilk 2 hafta sanırım bebekler annelere zaman tanıyor. Zaten doğumdan çıkmış yorgun bünyeler, doğum sonrası ara sıra devam eden hafif ağrılar derken nur topu gibi ufak bir problem aramıza katılıyor, Eyvah GAZ! Neyse ki biraz okuduktan sonra bu tatlı problemin de geçici olduğunu, genelde  aşağı yukarı 3. Ay dolduğunda bittiğini öğreniyorum. Bebeklerde gaz sancısı konusunu hadi gelin detaylıca inceleyelim;

Peki bebeklerde gaz sancısı neden oluyor?

Bebekler dünyaya tam gelişmeyen bir sindirim sistemi ile geldiğinden, biz yetişkinlerde bulunan ve sindirime yarayan bir çok enzim bu dönemde bebeklerde işlev görmez. Bu da bebeklerde gaz sancısına neden oluyor.

Gaz sancısını arttıran etkenler
  • Bebeğin üşümesi
  • Annenin bebekte gaz sancısını arttıracak besinler tüketmesi (özellikle baklagillerden uzak durulması gerekiyor bu dönemde)
  • Emzirme sonrasında bebeğin gazının çıkarılmaması
  • Altının uzun süre ıslak bırakılması
Bebeğin gazı olduğunu nasıl anlarız?

Ağlama eşliğinde ayaklarını karına çekme, gerinme, kusma gibi belirtiler varsa, minik bebeğinizin kendisi hiç minik olmayan bir gaz sancısı var demektir. Ancak güzel haber, gaz sıkıntısı aşağı yukarı 3. Ayın sonunda size veda edecek!

Bebeklerde Gaz Sancısına Ne İyi Gelir?
  • Emzirme aralığına dikkat edin! Çok sık emzirilen bebeklerde sindirilmiş ve sindirilmemiş süt karışır ve bu da gaz yapabilir.
  • Bebeğinizi aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlarda bulundurmayın. Bizim doktorumuz oda sıcaklığının ortalama 21 derece olması gerektiğini savunuyor hep. Henüz edinmediyseniz bir koşu buradan oda termometresi alın ve oda sıcaklığını ayarlamaya başlayın.
  • Her beslenmeden sonra gazını mutlaka çıkartın.
  • Ilık bez, özellikle karın ve ayaklara, çok iyi geliyor. (ütüyü hafifçe bezin üzerinde ısıttıktan sonra uygulayabilirsiniz)
  • Alt değiştirirken ya da banyo sonrasında bacak masajı ve bebe yağlarıyla mutlaka masaj yapın. Biz Mustela bebe yağından oldukça memnun kaldık. Bu arada bacaklarını karnına doğru esnetmek çok işe yarıyor benden söylemesi.
  • Özellikle bebeğinizin ayaklarını mutlaka sıcak tutun. Bir anneanne atasözü derki “bebeğinin ayaklarından çoraplarını eksik etme” Test edildi, onaylandı 🙂
  • Anneler günde 1 defayı geçmemek üzere rezene çayı içebilir, ama siz yine de kullanmadan önce doktorunuza danışın. Biz E-bebek’ten bu çayı almıştık.
  • Biz kullanmadık ama kullanan arkadaşlarım faydasını görmüş. Kiraz çekirdekli yastığında gaz sancısını azalttığı söyleniyor. İncelemek isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

Bebek sağlığı ile ilgili diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.