Çocuklu Tatile Giderken Yanımıza Alacağımız 8 Ürün

Malum bu sene bayramlar yaz’a denk geliyor, hem bayram tatillerini hem de yıllık izinlerini değerlendirmek isteyen anne-babalar için tatil öncesi akıllarda aynı soru. Acaba yanımıza ne almalıyız? Sizin için bütün bunları listeledik 😊

1-İlaç Çantası

Benim için en önemlisi olduğu için ilk sıraya yazdım. Her türlü aksiliğe karşı mutlaka küçük bir ilaç çantası hazırlıyorum. Çünkü genelde resmi tatillerde eczaneler de malesef kapalı oluyor ve nöbetçi eczane bulmak o kadar da kolay olmuyor. İlaç çantasında neler bulunduruyorum?  

  • Ateş düşürücü
  • Ateş ölçer
  • Serum fizyolojik
  • Düşme ve morarmalara karşı krem
  • Kaşıntı için jel (ah o sivrisinekler)
  • Diş kaşıntısı için jel

2- Kolluk veya Simit

Bebeğinizin yaşına göre kolluk ya da simit tercihinizi yapabilirsiniz.

İlk aylar için : Swimama simit ve gölgelikli botlar tercih edebilirsiniz.

Daha ilerisinde ise Minibaby kolluklar çok kullanışlı

Minibaby kolluk
Swimava simit

3- Güneş Kremi

Biz trukids kullanıyoruz. Temiz içeriği sebebiyle içimiz rahat bir şekilde kullanıyoruz. Gerçi doktorumuz cok fazla krem kullanmamamızı önerdi. Krem kullanmak yerine gölgede durun dedi ama ne mümkün 😊

4- Yemek Malzemeleri

Özellikle otel tatillerinde mutlaka kendi çatal, suluk ve mama tabağını yanınıza alın. Genelde her zaman alışkın oldukları ürünleri kullanmayı seviyorlar.

5- Mayo Bez

Biz Huggies Little Swimmers aldık, çok memnun kaldık tavsiye ederiz.

6- Müslin Bez

Hayat kurtarıcı müslin bezler plajda da yerlerini aldılar. Özellikle deniz ve havuz sonrası kurulanma amaçlı kullanacağınız bu bezlerden fazla fazla bulundurabilirsiniz yanınızda. Deux Lapins marka müslinler candır 🙂

7- Oyuncaklar

Özellikle kumda oynanan oyuncakları yanınızda bulundurun. Kürek ve diğer kum oyuncakları plajda çok oyalıyor bizden söylemesi 😊

8- Şampuan ve Pişik Kremleri

Özellikle seyahat boy şampuanları yanınızda bulundurabilirsiniz, malum bebekle tatil demek kocaman bavullarla seyahat etmek demek o sebeple ne kadar yer tasarrufu sağlarsak o kadar iyi. Yazın genelde pişikler daha çok olduğu için de pişik kremini mutlaka yanınızda bulundurun 😊 Biz Trendyol’dan bu satıcıdan çok uyguna alıyoruz.

Herkese iyi tatiller ve bol bol sabırlar 😊 Çocuklu tatilin kolay olduğunu kimse söylemedi bugüne kadar 😊

Seyahat kolaylaştırıcı diğer ürün önerilerimize de buradan ulaşabilirsiniz.

Advertisements

Kıbrıs Gezilecek Yerler II- Girne ve Lefkoşa



Gezimize devam ederken dinlenmek üzere otelimize gidiyoruz. Biz Girne’de Olive Tree otel’de kalıyoruz.

Gayet ortalama bir otel ama Kıbrıs’ta genelde otel fiyatları çok yüksek olduğundan fiyat performans açısından değerlendirilebilir.

Akşama doğru gün batımı için Girne’deki Eziç Peanuts’a gidiyoruz. Deniz’in neredeyse içinde harika manzarası olan bir yer. Ben bayılıyorum. Kocaman bir mekan, rezervasyona gerek yok ve otoparkı var. Denize yakın tarafta oturmak biraz zor, zira İngiliz turistlerden fırsat kalmıyor. Ama yukarılarda da otursanız denizi çok geniş bir açıda görüyorsunuz. Mekan enteresan, oturur oturmaz önünüze yer fıstığı geliyor. Masanın ortasında ufak delikler var, yediklerinizin çöpünü oraya atıyorsunuz. Yemek seçeneği çok fazla, fiyatlar Kıbrıs ortalamasına bakınca gayet uygun. Bu arada porsiyonlar da aşırı ama aşırı fazla. Oraya gitmişken mutlaka özel soslu Kıbrıs patatesini deneyin, biz bayıldık 😊 2 bira, 1 Kıbrıs patatesi, 1 dynamite karides ve 1 hellimli salataya 130 TL ödüyoruz.

Eziç Peanuts

Ertesi gün rotamuz Girne ve Lefkoşa ile devam ediyoruz. Önce Girne’ye gidiyoruz. Bu arada Kıbrıs’ta içki neredeyse duty free’den bile ucuz. Ertan market’e uğrayarak içki ve bilimum çikolata, sigara ürünleri alabilirsiniz çok uygun fiyata.

Girne çarşısının içinde gezdikten sonra Girne Kalesi’ne doğru yürüyoruz. Giriş 7 TL, kaleler çok iyi korunmuş durumda. Harika bir manzara eşliğinde tarihe yolculuk yapıyoruz. Girne Kalesi’nden çıktıktan sonra St. Hillarion’a doğru gidiyoruz. Burası çok enteresan. Dağın başında bir kale. Buraya giderken yanınıza fazladan tshirt ve rahat ayakkabı alın. Biz ortalama 8000 adım attık. Oldukça dik ve uzun merdivenlerden çıkacaksınız, buna hazırlıklı olun. Çıkarken bol bol arkanıza bakın çünkü tüm Kıbrıs ayaklarınızın altında.

St. Hillarion’u gezdikten sonra utanç yuvası Mavi Köşk’e doğru gidiyoruz. Burası da beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu. İtalyan asıllı Rum Pavlides tarafından yaptırılmış 13 odalı bir köşk, her odası farklı renkte boyanmış, en alt katında bir tavernası bile var. 1957’de inşa edilmiş, ona rağmen evde duvardan ısıtmalı/soğutmalı klima,tavernanın içinde kuzu çevirme yapmak için yapılmış bir mekanik yapı, havuz ve o dönem için lüks olarak düşünebilecek herşey mevcut. Mavi köşk askeriyenin içinde, gezerken de askerler eşliğinde tur yapıyorsunuz. İçeride fotoğraf çekmek yasak. Dönemde Türkler o kadar zorluk yaşarken, hain Pavlides bu köşkü silah kaçakçılığı yapmak için kullanmış ve büyük bir lüks içerisinde yaşamıştır. Ne diyelim inşallah cehennem vardır da bir köşede sen bu yaptıklarının bedelini ödüyorsundur Pavlides.

Mavi Köşk sonrasında Lefkoşa’ya gidiyoruz. Lefkoşa benim en beğendiğim yerlerden biri oluyor. O kadar bakımsız olmasa bir Avrupa şehrinden farksız olmayacak. Resmen tarih kokuyor sokaklar. Evlerin birçoğu eski haliyle duruyor, bir kısmı da  Roman’lar tarafından kullanıyor ve harabe duruyor. Hemen Lefkoşa çarşısının sonuna doğru sınır var. Yunanlar ve Kıbrıs Türkleri sınırı yürüyerek geçiyorlar, çok garip geldi ilk bakışta 😊

Lefkoşa’da Büyük han’ı geziyoruz hemen. 1572 yılında Osmanlılar tarafından yaptırılmış. Bursa’daki Kozahan’a çok benziyor. Orayı gezdikten sonra Selimiye Camii’sine doğru gidiyoruz. Kıbrıs’ın en büyük ibadethanesi olduğu söyleniyor.

Büyük Han, Lefkoşa

Lefkoşa’yı gezdikten sonra akşam Gönyeli’de bulunan Bizim Meyhane’ye gidiyoruz. Çok enteresan bir yer. Rezervasyonsuz gitme şansınız yok, zaten sadece 15-20 masa var. Fix menü, oturu oturmaz hemen masanıza mezeler geliyor. Gece boyunca meze, ve et yemeğe doyamıyorsunuz. Biz bir noktada artık bize et getirmeyin dedik çünkü sonu yok. Sahibi Emir Ali abi çok tatlı, elinde kocaman bir bardak viskisiyle herkesle tek tek ilgileniyor. Benim kuzu eti yemediğimi 10. Saniyede uzaktan anlıyor ve masamıza gelip size başka bir et hazırlatayım diyor. Sahi kaldı mı böyle esnaflık? Kişi başı içki dahil 125 TL ödeyip kalkıyoruz, şaka gibi.

Ve Kıbrıs gezimizi harika bir yemekle bitiriyoruz. Ah yavru vatan, seni gezerken içimde he bir hüzün vardı. Bu topraklar hiç kolay kazanılmadı değerini bilmemiz lazım…

Diğer seyahat yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.



Kıbrıs Gezilecek Yerler I – Gazimagusa, Kapalı Maraş, Karpaz

KIBRIS GEZİLECEK YERLER

Uzun zamandır Kıbrıs’a gitmek aklımızda vardı. Ama eşim sık sık iş sebebiyle Kıbrıs’a gittiği için eşime göre için Kıbrıs çok çekici bir destinasyon değildi. Ben ilk kez gideceğimden ve sadece 2 gün vaktimiz olduğu için çok yoğun bir plan yapmaya karar verdik. Bu arada Kıbrıs’a Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kimlik kartlarıyla giriş yapabiliyorlar. Aman ha pasaportunuzla girmeyin, yoksa bir daha Yunanistan’a giremezsiniz. Çünkü sevgili komşularımız Kuzey Kıbrıs’ı tanımayıp, Türkiye’yi işgalci bir devlet olarak görüyorlar.

Bu arada belki TEB kredi kartı kullananlarınız vardır. TEB Yıldız Priority kart’ta harcama sözü verdiğinizde hiç bir ücret ödemeden uçak bileti alabiliyorsunuz. Biz biletlerimizi o şekilde aldık. Siz de kampanya detaylarına ulaşmak isterseniz buradan inceleyebilirsiniz.

Biz Kıbrıs’a Mayıs ortası gitmemize rağmen hava Kıbrıs ortalamasına göre hafif serindi. Sabah erken uçakla gittiğimiz için önümüzde koskoca iki günümüz vardı. Kıbrıs’a inince hemen havaalanından Sun oto kiralamadan Opel Corsa kiraladık, iki gün için 350 TL ödedik. Kıbrıs her ne kadar küçük bir ada gibi görünse de aslında tüm adayı dolaşmak sandığımızdan uzun sürdü. Şuraya hemen bir Kıbrıs haritası bırakalım:

Kıbrıs Haritası

Bu arada Kıbrıs’ı gezerken öncesinde biraz Kıbrıs tarihini, yaşananları bilerek gezmekte fayda var. Maalesef Kıbrıs sadece kumar oynanan ya da şirket toplantılarının yapıldığı bir yer olarak tanınıyor Türkiye’de. Halbuki doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla da çok büyük bir zenginliğe sahip Kıbrıs.

İzlemek isterseniz 5 bölümlük Mehmet Ali Birand’ın yapmış olduğu aşağıda da eklediğim harika bir hap Kıbrıs Belgeseli var, hepimiz izlemeli çocuklarımıza da izletmeliyiz.

Biz ilk gün Dipkarpaz, Gazimagusa ve Maraş bölgelerini gezdik. Hızlıca bir kahvaltı yapalım dedik ve Magusa’daki Kıbrıs’ın meşhur pastanesi Petek pastanesi’ne kahvaltı için gittik. Ortaya karışık kahvaltı ve hellim tabağı söyledik. Hellim özellikle çok başarılıydı. Daha sonra Kıbrıs’ta başka yerlerde de hellim denedik ama Petek’teki gibisini bulamadık. Bu arada harika bir kale manzarası ve egzotik bir dekorasyonu var Petek pastanesinin. İki kişi toplamda 80 TL ödedik. Bu arada dip not Kıbrıs’ta dışarıda yemek pek ucuz değil. Bu arada Kibris’ta park problemi yok, hiç bir sıkıntı yaşamadık.

Kahvaltı sonrası hemen yürüme mesafesinde olan bir sürü tarihi yer var.

St Nicolas Katedrali /Lala Mustafa Paşa Camii: Muazzam bir yapı, ben ilk görünce Barselona’daki La Sagrada Familia’ya çok benzettim. Önceleri kilise olarak şimdi ise cami olarak kullanılıyor.

Othello Kalesi :Şehrin çevresini kaplayan surların içinde bulunuyor. 14. Yüzyılda Lüzinyanlar tarafından düşmanlardan korunmak için yapılıyor.

Namık Kemal Zindanı: Lala Mustafa Paşa camiisinin hemen karşısında bulunuyor. Namık Kemal’in 36 ay sürgünde kaldığı yer.

Bütün bu yerler hep yürüme mesafesinde ve ücretsiz gezilebiliyor. Buraları bitirdikten sonra arabaya atlayıp Kapalı Maraş’a doğru yürüyoruz. Tarihe ufak bir yolculuk; burası Kıbrıs’taki hayalet şehir, şu an belirli bir yere kadar siviller girebiliyor. Onun dışında askeri bölge ve girmeniz yasak. Sanırım hayatımda kendimi en garip hissettiğim yer. Önünüze baktığınızda sanki Maldivler’deymişsiniz gibi ama arkanıza döndüğünüzde sanki zaman 40 yıl öncesinde durmuş gibi. Gerçekten de öyle. Zamanında İngiliz’lerin hatta birçok ünlünün burada yazlığı olduğu söyleniyor. Hatta burasının kumsalı için Mısır’dan altın rengi kum getirildiği rivayetler arasında var. Hava serin olduğu için denize giremiyoruz ama aklımız o güzelim denizde kalıyor.

Kapalı Maraş kumsalını gezdikten sonra Gazimagusa-Karpaz yoluna doğru gidiyoruz. Buralar Kıbrıs’ın en güzel denize girilecek yerleri. Gazimagusa’da Glapsides plajı harika, biz yine giremedik ama bir durup denize bakmadan geçemedik. Yine buraya yakın Golden Bay var orası da çok güzel görünüyor. İncecik kum adeta Maldivler.

Kapalı Maraş, plaj

Bu arada Girne’ye gidiş yolunda son zamanlar oldukça popüler olmuş Kemeraltı Aş Evi’ne uğruyoruz. Eşim daha önce bir kaç kez buraya uğramış eskiden daha güzel olduğunu söylüyor. Bu arada bazı günler kuzu tandır çıkıyormuş ve çok güzelmiş. (sanırım Cumartesi ve Pazar) Ben şansımı Piruhi’den (Polonya’lıların Pierogi’si aslında) deniyorum bence gayet ortalama ama denemiş oluyoruz en azından. Biz 2 Pierogi,1 yogurt ve 2 kolaya 120 TL ödüyoruz.

Gezimizin ikinci bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Kemeraltı Aş Evi

Bursa’da Gezilecek Yerler

Yine bir hafta sonu geldi ve biz de bu hafta sonu ne yapsak diye düşünme heyecanı başladı 🙂  Nedense bu hafta İstanbul’da kalmayı hiç istemedik ve kendimizi Bursa’da bulduk. Bursa artık İstanbul’a o kadar yakın oldu ki, bizim evden Şile’ye Ağva’ya gitmek Bursa’ya gitmekten daha uzun sürüyor. Hatta tam evin kapısından Bursa merkez’e 1 saat 40 dakika’da gittik.

Bursa’da Nerelere Gidilir?

Gider gitmez aklımızda tabii ki bir klasik olan iskender yemek vardı. Biz Uludağ Kebapçısı Cemal & Cemil Usta’dan yana kullandık hakkımızı. Adres bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz. .Çarşı içinde eski dükkanları ve Kent Meydan AVM’de  yeni açtıkları şubeleri var. Biz bizim ufaklıkla çok daha rahat ederiz diye AVM’de (AVM’nin dışında) yemeği tercih ettik. İskender’i gayet lezzetliydi, giderseniz bir de mutlaka çubuk turşu’dan söyleyin biz bayılarak yedik.

Bursa Belediyesi Hayvanat Bahçesi

Yemek yedikten sonra biraz şehir içinde tur attık, Eski Bursa’yı arabayla turladık. Hafta sonu olduğundan trafik İstanbul’la yarışır derecedeydi. Sonrasında da Bursa Belediyesi’nin Hayvanat Bahçesi’ne gidelim dedik, şansımıza hava da çok güzeldi. Nasıl gidilir diye sorarsanız, buradan detaylıca farklı alternatif yol bilgisine ulaşabilirsiniz.

Bursa2.jpeg
Bursa Hayvanat Bahçesi, flamingolar

Hayvanat bahçesi çok geniş bir alanda, yemyeşil. Öğrenci giriş fiyatı 2.5 TL, yetişkin ise 5 TL. Biz Demir’i kangurusu’na koyarak gezdik. Çok engebeli yerler olacağını düşünerek bebek arabasıyla gitmek istemedik. Sonradan baktık ki gerçekten de öyleymiş. Biz toplamda 1.5 saat kaldık herhalde 1.5 km kadar yol yürümüşüzdür. İskender sonrası çok iyi geldi. Hem yürüyüş açısından, hem de kitaplarda gördüğü bir çok hayvanı canlı olarak görmesi açısından çok memnun kaldık. Biraz daha büyüyünce bir daha gitmeyi düşünüyoruz. Demir annesi gibi deniz yaşamına meraklı olduğunu fok balığı’ndan ayrılmak istememesiyle göstermiş oldu 🙂 Ayrıca o gezerken kanguru göstermeye çalışırken bir baktık ki bizimki artık kanguru demeyi öğrenmiş 🙂 O da o günün bonus’u oldu.

Doğa ile vakit geçirmek her zaman güzel, yeni yerler keşfetmek ondan da güzel. Hafta sonu için siz de  çocuklarla neler yapalım diye düşünüyorsanız Bursa’yı da listenize eklemenizi öneririz.

Çocukla seyahat rotası önerilerimize buradan ulaşabilirsiniz.

Bursa.jpegBursa3.jpeg